• Barbicane, Florida toprağına ayak basar basmaz, yüreğinin küt küt atmaya başladığını duydu; bir evin sağlamlığını ölçen bir mimar gibi, ayağıyla toprağı yoklar gibiydi.
  • Engels'in 18 yaşındayken yazdığı Florida şiiri;
    "Barışa çağırmayacağım kardeşlerimi
    ilk sözüm savaş olsun, son sözüm kavga.

    Madem istiyorsun, Beyaz Adam, gel öyleyse Saygıda kusur etmeyeceğiz, hak ettiğin gibi
    Her geyik yatağında, her ağaç gölgesinde
    Serninale okları pusuda bekliyor seni!"
  • Evanjelist nedir ne demek Evangelistler kimlerdir ? Evanjelizmin 7 aşamalı dini inancı nedir?


    Evangelistlerin en ünlü ve tanınmış isimleri ABD başkanlarıdır. Sonuncu isim de Donald Trump. Peki neyin nesi bu evangelistlik evanjelizm nedir? Kıyamet savaşına inanan Evengalistler mesihin geleceğine inanıyorlar. Bu inanışın sapkın noktası ise kıyamet için tanrıyı zorlama planları... Matta, Markos, Luka ve Yuhanna tarafından yazılmış dört kanonik incilin her birine "Evanjel" denir. Yunanca "iyi haber" ya da "genel olarak kabul edilen gerçek" anlamına gelen evangelion dan gelmektedir. Bu kelimeden türetilerek, incil yazarlarına "Dört Evanjelist" denmiştir. Evanjelizm sözcüğü Kitab-ı Mukaddes'e dönmek veya yönelmek anlamına gelir. Evanjelist ve Evanjelik kelimeleri farklı anlamlara gelmektedir. Evanjelist sözcüğü en basit anlamıyla "Hristiyanlık bildirisini vaaz eden, yayan kişi" anlamına gelir. Evanjelik sözcüğü ise daha çok Protestan Kilisesi'nin muhafazakar kesimini nitelemek için kullanılır. Evanjelikler, ABD'yi kuran ve tutuculuğuyla bilinen Protestan mezhebi Puritenler'in devamıdır. Evanjelizm merkezli bu akımın mensuplarına ve zamanla liberal Protestanlar haricindeki tüm Protestanlara Evanjelik denmeye başlanmıştır (20. yüzyılın sonları, 21. yüzyılın başı). Ayrıca Martin Luther, reformları esnasında kurduğu kilise hareketi için bu ismi kullanmıştır. Bu nedenle Kıta Avrupası'nda Evanjelik sözcüğü, Protestan veya Lutherci olarak algılanır.

    Evanjelizmin temelleri İngiliz George Whitefield (1715-1770), Methodizm'in kurucusu John Wesley (1703-1791) ve Amerikalı filozof ve teolog Jonathan Edwards (1703-1785) tarafından atılmıştır. Bu üç kişi Amerika'nın en büyük Protestan mezhebi olan Baptistlerin ve Metodistlerin oluşumunun temel taşlarıdırlar. Amerika Birleşik Devletleri'nde 1820'lerde genelde Hristiyanlık inancı için kullanılan Evanjelizm 19. yüzyıldan itibaren iki ayrı koldan ilerlemeye başlamıştır. Charles G. Finney ile Amerikan halkının dönüşümünün sağlanması ile devrimcilik anlamı kazanmış diğer taraftan Playmouth Kardeşliği hareketinin kurucusu John Nelson Darby'nin öncülüğünde radikal bir dini yorumu temsil etmeye başlamıştır. Bugünkü Evanjelizm Amerika'daki Hristiyan toplumunun tutucu kanadını temsil etmektedir. Darby'nin Muafiyetçilik akımı Kitab-ı Mukaddes ve dünya tarihini yedi çağa ve veya Tanrı'nın insanlık hakkındaki takdirini gösteren yedi bölüme ayırmaktadır. C. I. Scofield tarafından yazılan Scofield Referans Kitab-ı Mukaddesi ile 1880 ve 1890'lı yıllarda Darby'nin Tanrı, Tanrı'nın Krallığı'nı temsil eden insanlara imtiyaz vermiştir ve İsrail Kitab-ı Mukaddes'in Kıyamet zamanında önemli rol oynayacaktır öğretisi geniş kitlelerce benimsenmiştir. Lutherci Protestanlık ile başlayan; Püritenizmle olgunlaşan; Jimmy Carter, Ronald Reagan ve Baba Bush'un başkanlıkları döneminde adım adım gelişen Evanjelizm, 11 Eylül'den sonra Oğul Bush ile Küresel Emperyalizmi yönlendiren esas güç haline gelmiştir. Bu arada İlk bilinen Evangelist ABD Başkanı Jimmy Carter'dı. Beyaz Saray'da evangelistler hiç eksik olmadı. Carter'ın ardından Ronald Reagan, George W. Bush, ABD'nin evangelist başkanları oldu. Damadı yahudi olan Donald Trump da sonuncu ve en delisi.


    EVANGELİST NEDİR?

    Matta, Markos, Luka ve Yuhanna tarafından yazılmış dört kanonik incilin her birine "Evanjel" denir. Yunanca "iyi haber" ya da "genel olarak kabul edilen gerçek" anlamına gelen evangelion dan gelmektedir. Bu kelimeden türetilerek, incil yazarlarına "Dört Evanjelist" denmiştir.

    EVANJELİST VE EVANJELİK

    Evanjelizm sözcüğü Kitab-ı Mukaddes'e dönmek veya yönelmek anlamına gelir. Evanjelist ve Evanjelik kelimeleri farklı anlamlara gelmektedir. Evanjelist sözcüğü en basit anlamıyla "Hristiyanlık bildirisini vaaz eden, yayan kişi" anlamına gelir. Evanjelik sözcüğü ise daha çok Protestan Kilisesi'nin muhafazakar kesimini nitelemek için kullanılır. Evanjelikler, ABD'yi kuran ve tutuculuğuyla bilinen Protestan mezhebi Puritenler'in devamıdır. Evanjelizm merkezli bu akımın mensuplarına ve zamanla liberal Protestanlar haricindeki tüm Protestanlara Evanjelik denmeye başlanmıştır (20. yüzyılın sonları, 21. yüzyılın başı). Ayrıca Martin Luther, reformları esnasında kurduğu kilise hareketi için bu ismi kullanmıştır. Bu nedenle Kıta Avrupası'nda Evanjelik sözcüğü, Protestan veya Lutherci olarak algılanır.

    EVANJELİZMİN TEMELLERİ

    Evanjelizmin temelleri İngiliz George Whitefield (1715-1770), Methodizm'in kurucusu John Wesley (1703-1791) ve Amerikalı filozof ve teolog Jonathan Edwards (1703-1785) tarafından atılmıştır. Bu üç kişi Amerika'nın en büyük Protestan mezhebi olan Baptistlerin ve Metodistlerin oluşumunun temel taşlarıdırlar. Amerika Birleşik Devletleri'nde 1820'lerde genelde Hristiyanlık inancı için kullanılan Evanjelizm 19. yüzyıldan itibaren iki ayrı koldan ilerlemeye başlamıştır. Charles G. Finney ile Amerikan halkının dönüşümünün sağlanması ile devrimcilik anlamı kazanmış diğer taraftan Playmouth Kardeşliği hareketinin kurucusu John Nelson Darby'nin öncülüğünde radikal bir dini yorumu temsil etmeye başlamıştır. Bugünkü Evanjelizm Amerika'daki Hristiyan toplumunun tutucu kanadını temsil etmektedir.

    Darby'nin Muafiyetçilik akımı Kitab-ı Mukaddes ve dünya tarihini yedi çağa ve veya Tanrı'nın insanlık hakkındaki takdirini gösteren yedi bölüme ayırmaktadır.

    C. I. Scofield tarafından yazılan Scofield Referans Kitab-ı Mukaddesi ile 1880 ve 1890'lı yıllarda Darby'nin Tanrı, Tanrı'nın Krallığı'nı temsil eden insanlara imtiyaz vermiştir ve İsrail Kitab-ı Mukaddes'in Kıyamet zamanında önemli rol oynayacaktır öğretisi geniş kitlelerce benimsenmiştir.

    Lutherci Protestanlık ile başlayan; Püritenizmle olgunlaşan; Jimmy Carter, Ronald Reagan ve Baba Bush'un başkanlıkları döneminde adım adım gelişen Evanjelizm, 11 Eylül'den sonra Oğul Bush ile Küresel Emperyalizmi yönlendiren esas güç haline gelmiştir.

    Evengeliklerin inandığı 7 aşama

    Evanjelistlere göre, insanlığın kaderi ilahi bir senaryo ile önceden belirlenmiştir ve herkes gibi Yahudiler de bu kozmik tiyatroda kendilerine biçilmiş rolü (Büyük İsrail'i kurmak) oynamaktadırlar. Evanjelistlerin oluşacağına inandıkları yedi aşama şöyledir:

    1- Yahudilerin Filistin'e geri dönmeleri.

    2- Büyük İsrail'in kurulması.

    3- Yahudiler de dahil olmak üzere tüm dünya uluslarına İncil'in "müjde" olarak vaaz edilmesi. Misyonerlik faaliyetleri bununla bağlantılıdır.

    4- Yedi yıl sürecek olan felaket dönemi. Türbülasyon (bir çeşit kıyamet senaryosunun yaşanması) veya kaos olarak da adlandırılan bu dönemde Yecüc ve Mecüc orduları tarafından İsrail işgal edilecek ve ABD ile İngiltere İsrail'in yardımına geleceklerdir.

    5- İsa'nın ikinci kez dünyaya gelişi.

    6- Armageddon Savaşı.

    7- Kıyametin kopmasıyla, İncil'e ve İsa Mesih'e iman edenlerin cennete yükseltilmeleri.

    Evangelist başkanlar kimler?

    İlk bilinen Evangelist ABD Başkanı Jimmy Carter'dı. Beyaz Saray'da evangelistler hiç eksik olmadı. Carter'ın ardından Ronald Reagan, George W. Bush, ABD'nin evangelist başkanları oldu. Damadı yahudi olan Donald Trump da sonuncu ve en delisi.

    Evangelistler, ABD ordusunu ele geçiriyor

    Ordu içerisindeki aşırılıkçı inanca sahip Evangelist kişiler sadece Amerikan ordusunda değil Afganistan savaşında da Afgan askerlere yerel dillerde (Peştun ve Dari) İncil dağıtarak misyonerlik faaliyetlerinde bulundular. Bu durum ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın yayınladığı ilgili yönetmeliğin (CENTCOM) birinci maddesinde belirtilen 'dini propaganda veya başkasını kendi dinine çevirmenin yasak olduğu' kuralını ihlal etti ve Amerikan ordusunu profesyonel olmayan bir duruma düşürdü. Florida Kiliseler Birliği Başkanı Dini Lider Russell L. Meyer: ABD ordusunda herhangi bir dine öncelik vermek şiddetle yasaklanmıştır. Bu tür eylemler Anayasayı, federal yasaları ve ABD askeri adalet kurallarını ihlal etmektedir.

    Amerika merkezli Orduda Dini Özgürlük Vakfı (Military Religious Freedom Foundation) Kurucu Başkanı Mikey Wienstein, "Donald Trump'ın seçilmesi ile beraber köktenci ve fundamentalist Hristiyanların ve özelde Evangelistlerin Amerikan ordusunda oluşturmaya çalıştırdıkları dinsel bağnazlıkların yükselişe geçmesi ülkede 'ulusal güvenlik tehdidi' oluşturuyor." dedi.

    Mikey Wienstein ve Florida Kiliseler Birliği Başkanı Dini Lider Russell L. Meyer, ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve gelmesiyle Amerikan ordusundaki dini özgürlüklerin ihlali ve aşırılıkçı inanca sahip Evangelistlerin orduyu ele geçirmeye çalışmasına ilişkin, AA muhabirine değerlendirmede bulundu.
  • Bu kitaptan çok etkilendim.
    Bir gün önce üç beş sayfasını okuduğum bu kitabı dün akşam iki saat de bitirdim.
    Ne yalan söyleyeyim, eskiden komünist rejimden kaçan tüm Kübalıların varlıklı kişiler olduğunu ve kaçırdıkları servetler ile tatil denilince akla gelen Florida'ya gittiklerini ve çoğunun orada mutlu bir yaşam sürdürdüklerini düşünürdüm.
    Ancak bu kitapta rejimden kaçan yaklaşık 150 000 Kübalının arasında ayak takımından binlerce sersenin olduğunu, diğerlerinin ise ,malını mülkünü kaybederek delirmiş eski zenginler olduğunu hiç düşünmemiştim.

    Aslında rejim değişikliği olmaksızın çok zengin insanların iflas ettikten sonra yaşadıkları travmayı ve çoğunun intahar ettiklerini düşününce bu durum çok daha iyi anlaşılıyor.

    İkinci önemli konu ise yazarın hayatı ; Batista rejimini yaşamış ve sürgün olmuş ,ardından Fidel geldikten sonra canla başla yeni rejim için çalışmış fakat bir müddet sonra özgürlüğü kısıtlanmaya başlayınca yine sürgüne gitmek zorunda kalmış olması kitabı çok anlamlı kılıyor.

    ROSALES
    1946 yılında Havana’da doğdu. Önce Batista diktatörlüğünden , sonra Fidel Castro rejiminden kaçarak iki kez sürgün hayatı yaşadı . Florida’ya yerleşen Kübalıların yaşadığı hayal kırıklığını kaleme aldı. 1987 yılında , başkanlığını Octavia Paz’ın yaptığı Lateras de Oros Roman Ödülünü Felaketzedeler Evi ile kazandı.
    1993 yılında intihar etti.

    Yazarın akıcı dili, çevreyi ve insanları tasvir kabiliyeti insanı etkiliyor , İnternette kitabın geçtiği düşkünler evinin ( akıl hastaları için ilkel bir klinik ) bir odasını resmi var ,inanın kitabı okurken hayal ettiğim ile aynı .
  • Pansiyon farelerinin marş müziği eşliğinde
    sürüklerken
    mukavva bavulumu
    ya çok sıcak olurdu hava
    ya da dondurucu soğuk

    ya hatunlar
    dolar savaşçılarına aşıktılar
    ve ben eyalet eyalet
    dolanıyordum mukavva bavulumla
    Teksas, Arizona, Louisiana, Georgina,
    Florida, Güney Carolina...

    yemiştim kafayı
    iptaldim
    aşikar olana
    yüzleşemiyor
    kirli şiltelerin üstünde
    cin içip
    alkole alıştırıyordum
    tahtakurularını

    intihar planları yapıyor ve
    çuvallıyordum,
    üçüncü sınıf işlere girip
    çıkmaya başladım ve
    umursamayan ve benden daha zeki
    birilerinin paramparça ettiği
    hedeflerdi sanki
    saatler

    Tanrı'ya gidemezdim
    beni kurtarması için
    ama  Tanrım ne biçim
    devirdim
    şişeleri

    hiçliğin nehrine akan
    yüzlerce
    şişe

    ve içkinin kötülükleri üstüne
    dilediğinizi söyleyebilirsiniz
    ama onsuz hayatta katlanamazdım
    sıçan gözlü ustabaşılarıma

    tatil ve sigorta
    ile yetinen
    işçilere

    köleliklerinin farkında
    olmadan
    kendilerini şanslı sayan
    adamların
    esaretine.

    şişe
    sadece şişe
    ve şişeler sayesinde
    katlanabildim
    herşeye

    gün boyunca
    tekrar odama döneceğim
    geceyi düşlerdim
    ayakkabılar
    çıkartılmış
    karanlıkta
    yatağa uzatılmış
    şişenin kapağını açıp
    o ilk yudumu almak

    kokuşmuşluğu
    çürümüşlüğü
    üstümden atarak
    bir sigara yakar,
    duvarlara ve ayışığına
    aşık,
    bu pis oyunu içime çektikten sonra
    uzağa üfler
    ve şişeye uzanırdım
    gene

    zayıf değil
    ama güçlü;

    sıkı bir yudum alıp
    şişeyi yere bırakarak

    herkesin
    olasılıkları
    altetme
    yöntemi
    farklıdır.
  • "Herşeyin bittiği yerden başlanmalıydı, hayata tutunabilmek"

    Nefesi kesilircesine uyandığında saat 03.46.26'yı gösteriyordu. Odanın içerisi, dışarıdan gelen ışık ile puslu bir görünüm hissiyatı veriyordu ilk başlarda. Gözlerini açmaya çalışıyor, elleri ile yüzünü, kollarını anlamsız bir şey yapar gibi siliyordu. Tavrı çok farklıydi. Sanki üzerinde örümcek gezmiş gibi, korkulu bir irkilme hali...

    Çoktan yatağından fırlamıştı. Lambayı açmış içeride ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Frank. Gökyüzü aydınlıktı odanın camı güneye bakıyor olması, ay'ı odada hissettirmeye yetiyordu. Tabi ki lamba yanana kadar.

    Tuvalete gitme isteyi uyandı bir anda. Önce eli-yüzünü yıkadı ardından tuvaletin kapısını açtı, irkildi. Lambayı açtığını sanmış, yanılmış olmalıydı. Tuvaletin lambasını açtı, düşünerek ve emin olmak ister gibi tepkinli. Tuvaletin kapısını kapatma gereği duymadı. Korkuyor olmalıydı, bu yüzünden fazlasıyla belli oluyordu. İşini bitirdiğinde sifonu cekti, ellerini bol sabunlu suyma yıkadı, yetinemedi. Aynalığın içerisinde bulunan traş kolanyasını alıp, neredeyse yüzüne yarısını boca etti...

    Karnının guruldadiğını hissetti mutfağa doğru yöneldi. Dolabın kapısını açtı, soguk bir su ve bir kaç gereksiz şişeden baska hiçbir şey yoktu. Kapıyı sertçe kapadı ve dışarıya çıkmak için üzerine bir şeyler aldı. Merdivenleri sakin sakin iniyordu, koşmamak için komşularını rahatsız etmek istemiyor, içindeki huzursuzluğu, uyanmadan önce ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Bu sabah doğru bir sabah değildi. Nisan ayının sabahında serin, üşütebileceği bir hava hakimdi. Hazırlıklı çıkmıştı evden.

    Brooklyn'de bir sokağa girdi. -Taci's Beyti Turkish Restaurant - kocaman bir tabela vardı, girip girmemekte tereddüt etse de kapıya elini uzattı. İçeri girdi kafasıyla selam verdi. "Do you have breakfast" sorusuna, gülümseyen kasiyer, "lütfen istediğiniz yere geçin, size harika bir kahvaltı sunacağız" - kasiyer avuç içi havaya bakiyordu - ve bir kaç boş masadan ona şık kahverengi masaları gösterdi...

    (Between Av. P and Quantin Rd.) -- Brooklyn, New York..
    - - - -

    Ziya bey saat 07.00'da dükkanını açmış, oğlu Kerem'in, sabah keyfiyetine sinirlenmiş.. "saat dokuzda dükkanda olmak nedir?" diye fırçayı basmıştı Kerem'e. Biraz daha yazıhane de oturduktan sonra, umursamaz davranışına daha fazla tahammül edemeyip, "Şakip Usta'nın oradayım, bir şeyler atıştıracağım, dükkana iyi bak!" diyerek çıkıp gitmiştir bir anlık sinirle..

    Kerem, yazıhaneye geçip bilgisayarda, yine sohbete dalmış, umursamaz tavrını, müşterilere gayet kendine göre bir tavırla fazlasıyla belli etmiştir. Daha önceleri yaptığı gibi. Bu Ziya Bey'in kulağına gitmiş, Kerem'i tabiri yerindeyse, eşşek sudan gelinceye kadar bir güzel hırpalamış. Bir sene öncesine kadar böyle değildi, takıldığı sohbet sitesinde kız peşinde koşturmaktan, kendine de dükkana zarar vermekten başka bir iş yaptığı yoktu. Belki kendince haklıydı. Ona göre o daha gençti.

    Ziya bey içeri girer İçkisiz olan muazzam Restaurant'ın camekan bölümüne geçer, hafif açık renkli ceviz ağacını andırır masasına oturmuş. Manzaranın eşsiz zerafetiyle, Ziya Bey'in var olan iştahını bir parça daha arttırmıştır. Öncelikle bir çorba siparişi verir, kocaman camların ardında, oğlu Kerem'in vurdum duymaz tavrı, ister istemez canını sıkıyordur.

    Bir çığlık, homurtusu arası bir ses duyuldu 10.46.26. Ses ürkutücüydü. Restaurant ayağa kalkmış, kaçmak ile etrafa bakmak arasında kalıp, ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorlardı. Bir kadın çocuğunu alıp dışarıya fırladı.

    - Nalan adında ki bu kadın, İstanbuldan uçakla Gaziantep'e gelmiş, kocasının ani bir iş seyahati nedeniyle yurtdışına çıkmak zorunda kalmış, geziyi oğlu Mert ile devam etmeye karar vermiş. Mert daha altı ayına yeni basmak üzere, tatlı hoş bir masumiyeti, kara gözleri ile dünyayı büyülüyordu sanki
    Annesine göre Mert tamda buydu. - -

    Hızlı gelen arabayı fark etmeyen Nalan, ne kadar geri çekilmek istesede başaramaz, araba hizlıca çarpar. Ani bir reflexle, oğlunu daha sıkı tutar Nalan, carpma anı ile Nalan bir anda ortadan kaybolur. Tabi bu kayboluşa Mert'de dahildir.

    Ziya Bey'i sakinleştirmeye çalışmaya uğraşan, Restaurant sakinleri, bir taraftan Ziya Bey'i sakinleştirmeye çalışırken, bir taraftan da "ambulans arandı mı?" diye elamanlarına talimat veren Şekip Bey bilgi almaya çalışır...

    Şahinbey/ Gaziantep

    - - -

    "Tokyo Disneyland, Tokyo Disney Resort'ta bulunan bir eğlence parkıdır. 15 Nisan 1983 tarihinde açılmış olup ABD dışında açılan ilk Disney parkıdır. Park, Walt Disney Imageering tarafından Kaliforniya'daki Disneyland ve Florida'daki Magic Kingdom ile aynı tarzda inşa edilmiştir." diye sözlerine son vermiştir.

    Juju Travel'in yapmış olduğu geziye ailecek katılan Kawa, Junko, ikiz olan 4 yaşlarında ki; Mie ve Mao da katılmıştı.

    Setsuka; Tokyo Disneyland, hakkında bilgi verirken, Kawa, Junko dikkatlice dinliyorlardır. Bu arada Mie ve Mao da bir birileri ile didişiyor, insanlarin arasında koşturuyor, yaramazlık yapsalarda, onların tatlı hallerinden kimse şikâyetçi değillerdi. Hatta yaşlı olan Taja ve Yoshe onlarla otobüste oyun bile oynamışlardı.

    Rehberlik eden Setsuka, tam anlatmaya başlıyordu ki "eve.." bir anda öksürük tuttu. 10.46.02 ciğerlerinin yandığını hissetti. Elinde ki su şisesinden bir yudum almayı düşündü, kolunu kaldırmadı. Bir daha öksürdü. Ağzından kan gelmeye başladı, ve öksürmeye devam etti. Beyaz gömleği otuz saniyeden kısa bir zamanda kıpkırmızı oldu yere bir ağaçın düşme sesinr benzer bir ses ile Setsuka; sırt üstü düşmüs, kafasının arkasını sert bir şekilde beton zemine çarpıp, kafatası çatlamış, yere kanlar dağılmaya başlamıştı.

    Kawa çocukları ve eşini hemen oradan uzaklaştırıp, caddenin karşı tarafına geçirdi. Çocuklarına eğilip bir kaç şey tembihledi ve tekrar olay maaline yöneldi.

    Sensuka'nin etrafına adamlar toplanmış , kadınlar bir kenara çekilmiş, korku ve panik içerisinde, olan biteni anlamaya çalışıyorlardı.

    Maihama, Urayasu 279-8511, Chiba Prefecture Japonya

    - - -


    6 saat önce;

    "Bay Bartley, dediğiniz gibi suları.."
    "Aptal.. kaç defa dedim sana, hımm?, bir daha asla deneyler hakkında.." , "tamam anladım! Bana biraz, erik kökü getir?"
    "Seradan mı efendim?"
    "Manavdan getirmeyi düşünmüyorsun değil mi Volney?"
    "Peki efendim.."

    -Eğer başka bir zeki adam daha bulsam bu aptalı, burada asla barındırmayı düşünmüyorum. Ama sorgusuz itaat ededecek böyle zeki bir aptal daha bulamam heralde.- - -

    -Bay Bartley harika bir bilim adamıydı. Fakat katil diye adlandırabilirsiniz. Bilim için bir değil bir milyar insan ölecek olsa, gözünü kırpazdı, ve bunu dünyanın yarısı öleceğini bilse bile, mutlaka yapardı.- -

    Dr. Bartley duvarda ki saate baktığında 07.46.09'du çoktan geride bırakmıştı. Yan tarafta ki diğer analog saate baktı. New York'a göre saat 21.46 geçiyordu.

    Dr. Farklı 7 ülkeye, su içerisinde yapmış olduğu deneyi dağıtmış, "ışınlama" diye tabir ettiği, veyahutta solucan deliğinden zaman dilimlemesini yapmaya çalışıyordu. Hatta fare deneklerinde, yapmış olduğu deneylerle, bir kafesten bir odaya taşımayı başarmıştı. Fakat bu her farede geçerli değildi. Bazıları patlıyor, kanlar etrafa ketcap gibi dağılıyor... bazıları baska bir noktaya ışınlanıyor veya kayboluyordu.

    Bunu farklı ülkelerde ki yedi ayrı insan üzerinde denemeye karar verdi. Bütçe büyüktü, destek veren Hindistan istihbarat örgütünden geliyordu.

    Ingiltere'de yapmış olduğu deneylerde başarısız olunca, ülkeden dahi kovulmasına sebep olmuştu. Volney Almanya'dan kaçarak gelmesi, daha sonra Dr. Bertley'i bularak ona bir öneri sunması için, Hindistan istihbaratı, Volney'i kullanmış, ve her gelişmede istihbaratı bilgilendirme karşılığı, ona hardmoon (uyuşturucu) sunuyorlardı.


    Hindistan’ın güneyinde yer alan baş döndürücü bir tropikal cennettir.Kerala’da Kovalam Plajı’nın kayalıklarına çarpan Umman Denizi dalgaları.
    (Dağın derinliklerinde, gizli bir geçit bulunmaktadır. Bir geçit denizin altında diğeri ise, dağ eteklerinde bir yerde yer almaktadır.).

    Gat dağları Hindistan

    - - - -

    Nalan uyuyordu, Mert mavileşmiş gözlerini açtığında annesine seslendi, fakat Mert'e hiç bir şekilde karşılık vermedi. Beyaz iris, kornea ve siyah gözlerinin tamamı maviydi. Etrafına bakındığında griye boyanmış dört duvardan başka bir şey yoktu. Kahverengiye çalan iğrenç bir kapıya baktı ve bekledi. Tekrar annesine döndü ve uyamdırmaya çalıştı fakat başaramadı. O anda bir kaç demir şırank.. sesleri ile kapının açılma sesi..

    "Demek uyandın, ufaklık!"
    Fakat odaya Volney giremedi. Odanın sadece bir metre kadar içerisindeydi ve ufaklık nasıl yapıyor bilmiyorum ama, deney işe yaramış, Mert'e fazladan güç ve duyular hediye etmişti. Buna kapının ve de duvarın ardını görmekte dahil.

    Gat dağları Hindistan..

    - - -

    Azerbeycan'a bir paket bırakılmak istenmişti. Hindistan'dan İstanbul, oradan da Baküye geçeçek olan adam, her şeyi yüzüne gözüne bulaştırmış, çanta kontrolleri sırasında su şişesini elinde tutuyordu. O arada masada olan Nalan'ın suyunun yanına bırakma ahmaklığını gösteren, Nilmakovic su şişesini karıştırıp, yanlış şişeyi aldığı gibi uçağa binmişti.

    Nalan su şişesini hiç farkında olmadan almış, karışıklığı fark etmeden Mert'in su istemesinden dolayı bir kaç yudum içirmiş, bir yudumda kendi içmiş, Antep uçağının yolunu tutmuştu.

    Sabiha Gökçen Havalimanı İstanbul

    - - - -


    Volney koşarak Dr. Bertleyin bulunduğu Laboratuara girer girmez..

    "Dr. BERTLEY başardık..."
    "Neyden bahsediyorsun?"
    "Efendim Deney başarılı oldu!"
    "Ne?"

    Dr. Bertley yerinden fırladı ve saate baktı o anda 13.25.57

    "Bu harika, hangi odadalar?"
    "Dört numaralı.."

    Dr. BERTLEY; koşarak laboratuardan çıkıp odaya yöneldi..

    Volney; Dr Bertley'in peşinden koşup bir şeyler söylemeye calişıyor. " Efendim.. Dr. Berl..". Sesini duyurmaya çalışsa da onu duymamazlıktan geliyordum. Veya bu mucizeye şahit olmak için, Volney duymuyordu.

    Dr Bertley odanın kapısını acar açmak içeriye bir hışımla daldı. Ve ani bir güç geldiği gibi geri fırlattı.. Dr. BERTLEY, Volney'in üzerine uçmuş, kafasının arkasını, Volney'in ağzına ister istemez çarpmıştı.

    Dr. Bertley yerinden kalkamadı ve tam bir şok haliydi. Bir ayağının üzerine oturmuş, diğer ayağı yere dik vaziyette oturuyordu. Olup biteni anlamaya çalışıyordu. Volney'i unutmuş, hatta onun arkasında olduğunun bile farkında değildi. İnlemelerini bile duyamıyordu. Sanki sağır olmuş gibiydi.

    Volney ağzını tutmuş, ağzından eline dökülen dişlere bakıyordu, göz yaşlarından kaç tane olduğunu sayamasada üç olduğundan adım gibi emindi.

    - - - -

    Annesi halen uyku veya baygın bir haldeydi. Mert ağlamaya başladiğında, kapı kilitlerini açıp kapatıyordu. İçgüdüsel olarak savunmaya geçmişti..

    Kapıyı öyle bir sert kapatmıştı ki, kapının ardında hol de yatan Dr. BERTLEY ve Volney'in sağır olacağı türden bir sesti.

    Mert'in duyuları kendisinden çok annesini korumaya almıştı. Şuan bildiği tek tehtid kapının ardından geldiğiydi. Kapıyı kapadıktan sonra yaptığı ya da yapmayı bildiği tek şey, kapı kolarının ve kilitlerinin, saniyede en az on defa kapı kasasına sertçe ve tehtidkâr bir tavırla 1 dakikadan fazla açıp kapatmasıydı.

    Mert'in ten rengi açık mavi rengi almıştı, gözleri...

    Blue Baby...
    Mavi bebek!
    - - - -

    Dr. Bertley odasına döndüğünde neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordu..

    Ve döngü başladı...
    Kadim TATAROĞLU

    Umarım beğenmişsinizdir
    Bu hikaye beni bayağı bir zorladı...
  • Mississippi Nehri’nin batısında kalan ve İspanyol toprağı olan Florida ve Teksas toprakları üzerinde hak iddia edebilecek durum yaratan ve çok büyük genişlikteki sınırı belirlenmemiş toprakları , yeni devlete katan Louisiana’nın 1803 ’te Fransa’dan satın alınması ile en yüksek noktaya ulaşmıştır ki, bu da büyük güç olmak için temel oluşturmuştur.
    Satışı yapan Fransız imparatoru Napoleon Bonaparte, bu tek-yanlı işlem hakkında Eski Dünya’ya özgü şöyle bir açıklamada bulunmuştur: “Bu toprak alımı, Birleşik Devletler’in gücünü ebediyen perçinlemektedir ve bu suretle Büyük Britanya’ya da, sonunda denizde onu alt edecek bir rakip sağlamış oluyorum.”
    Henry Kissinger
    Sayfa 28 - 2. Baskı, Mart 2000 (Epub, 5.5", %120)