Yasmina Khadra

Yasmina Khadra

Yazar
7.9/10
44 Kişi
·
135
Okunma
·
10
Beğeni
·
1712
Gösterim
Adı:
Yasmina Khadra
Tam adı:
Muhammed Moulessehoul
Unvan:
Cezayirli yazar
Doğum:
Kenadsa, Cezayir, 10 Ocak 1955
Aşiretler ya da topluluklar halinde yaşanan Afgan ülkesin­de, ister göçebe ister tapınak bekçisi olsun, ancak yanında bir silah olduğunda yaşadığını hisseder insan.
"Yüzün elimde kalan son güneş," diye ona itirafta bu­lundu Muhsin. "Onu benden esirgeme ... " "Geceye direnecek güneş yoktur," diye karşılık verdi Züneyra, peçesini anlamlı bir şekilde düzelterek.
Mezarlıkların genişlik bakımından boş arazilerle yarıştığı, asker konvoylarını cenaze alaylarının takip ettiği bir ülkede, insanlara fazla bağlanmamayı öğretmişti savaş ona; mizaç­larındaki küçük bir değişiklik bu insanları elinden alabilirdi.
152 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Yasmina Khadra, Cezayir'li bir yazar. ,isminin bayan ismi olduğuna bakmayın aslında asıl adı Muhammed Mullesuhul'dür ve yazar bir erkektir. Ülkesinde kendini gizlemek için bir bayan ismi olan Yasmine Khadra'yı takma ad olarak kullanmış ve bu isimle dünya çapında tanınmıştır. Dolayısıyla da bütün kitaplarında bu ismi kullanmaktadır.

Kitaba gelince, yazar bizi bu kitabında Taliban yönetimindeki Afganistan'ın başkenti Kabil'e götürüyor. Bu şehirdeki zor yaşamın sadece birkaç günlük hikayesini, esasta dört kişinin üzerinden bize aktarıyor. Bunlar, gardiyan Atik Şevket ve karısı Müserret ile oldukça varlıklı iken değişen rejimle herşeylerini yitirmiş kültürlü bir aile olan Muhsin Ramat ve karısı Züneyra'dır. Bu dört kişinin, Taliban yönetimindeki Kabil'de, bizlere adeta uyarı niteliğindeki oldukça dramatik yaşantılarını ibretle ve içimiz burkularak okuyoruz.

Kitap oldukça akıcı olarak yazılmış ve bir çırpıda okunuyor. Tek eksikliği finale doğru oluşan belirsizlik. (Bu bilgi biraz spoiler içereceği için isteyen bundan sonraki yazdıklarımı okumayabilir. ) Hangi kadın ölüyor, hangisi yaşıyor. Kitabı bitirdiğinizde buraya takılıyorsunuz ve yazara çok kızıyorsunuz, aynen benim yaptığım gibi. Ama bir süre sonra okuduklarınızı değerlendirdiğinizde, ne fark eder ki diye hayıflanmaktan da kendinizi alamıyorsunuz. Doğru. Ne fark eder ki hangi kadının öldüğü? Hangi kadının yaşadığı ? Çünkü öyle bir yönetimde hangi kadının gerçek bir hayatı var ki ? Veya hangi kadın bir hayat yaşıyor ki ? diye kendi kendinize soruyorsunuz. Hatta erkeklerin bile köle gibi olan yaşantılarının sizi etkilediği, insan hayatının hiç bir öneminin olmadığı bir ortamda, kim ölmüş, kim kalmış ne fark eder ki diye düşünüyorsunuz.

Afganistan'da Taliban rejimi altındaki insanların ibretlik yaşamının anlatıldığı bu kitabı ben beğenerek okudum ve okunmasını da kesinlikle tavsiye ederim.
383 syf.
·Puan vermedi
Eserler bittiğinde durup, beyni soluklandırmak gerekir... Analiz denir ya... Hissettiğim; hüzündü...Mağlup ya da galip geldiğini bilemeyecek derecede hüzünlü bir hüzün. Beşeri insan yapabilecek kadar güçlü bir hüzün...
152 syf.
·4 günde·Beğendi·5/10
Ahh Ortadoğu yüzyıllarca kan, oluk oluk aktı senin topraklarında, o kadar çok kan içtin ki toprağın çoraklaştı, belki de üstünde yaşayan insanlara küstün, darıldında kısırlaştın... İnsanoğlunun en mahrem yeridir din, inanç. En çok ordan yaralanırız en çok ordan kandırılırız değil mi ? Hep o yüzden kan akar oluk oluk, insanın değeri o yüzden ucuzdur. .
.
.

Talibanın elindeki Afganistan Kabil'i anlatır bu kitap. İnsan canının ne kadar ucuz olduğu, sözüm ona Molla geçinen sakat beyinlerin hastalıklı vaazları , bir can idam edilirken insanların nasıl vahşice seyrettikleri, kadınların hiç bir haklarının olmadığı Taliban himayesini anlatır bu kitap.Aşk öyküsü desem değil, vicdan muhasebesi desem değil garip bir konusu olan zevkle okuduğum ama amanıııın çok güzelmiş yaaa diyemediğim bir kitap. .
. Yazarı aslında erkektir. Cezayirli yazarımızın gerçek adı #muhammedmulessehul .Ama sansürden kaçmak için #yasminakhadra takma kadın ismini kullanır.
192 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Gün gelir karısının tanıdığından başka biri olduğunu öğrenen doktor karısının sakladığı, kapılıp gittiği gerçeği öğrenmek için geçmişine doğru bir yolculuğa çıkar. Karısının asıl amacını, kendisini aldattığını öğrenir, acı gerçekle yüzleşir... Ama aynı zaman da geçmişine, terk ettiği ailesine kavuşur... Her şeyi anlar ama artık her şey bitmiştir...
383 syf.
İlk baskısı 2011'de yapılan bu eserin orijinal adı Ce Que Le Jour Doit A La Nuit...

Cezayir ordusunda subay olarak görev yapan Muhammed Mulessehul ,ülkesindeki sansür sebebiyle eserlerini, karısının adı ile en yakın dostunun soyadının bileşiminden oluşan Yasmina Khadra takma adı ile kaleme almış.

Kabil'in Kırlangıçları ve Saldırı kitaplarından sonra, yazardan okuduğum bu üçüncü kitap oldu.Merak uyandırıcı ve gerçekçi bir konunun çok iyi ve sağlam bir dille,uslupla bezenmesi kitabı oldukça akıcı hale getirmiş.

İşgal ardından Fransız sömürgesine giren Cezayir'in verdiği savaşı,ayakta kalabilme mücadelesini,paramparça olmuş ailelerin hikayesini ,yine bu ailelerden birinin çocuğu olan Jonas(Yunus) 'ın gözüyle bizlere aktarıyor yazar.Görüyoruz ki,Cezayir halkı gerçekten çok büyük acılara şahitlik etmiş,çok yokluklar çekmiş,çok kayıplar vermiş.Bunların yanısıra Cezayir hakkında da köklü bilgiler öğreniyoruz,yazarın ülke tasvirleri oldukça başarılı.
Kitap 35 dile çevrilmiş ve
Prix des libraires
Prix Découverte Figaro Magazine ödüllerinin sahibi...
Eser aynı isimle sinemaya da uyarlanmış ve oldukça da başarılıymış.Henüz izlemedim, IMDB yorumlarının yalancısıyım.


**Ben Züneyra, Muhsin Ramat’ın otuziki yaşındaki karısı, aydınlık düşmanları tarafından sorgusuz sualsiz ve tazminatsız işten atılmış aklı başında bir hukukçu. Bu lanet olası çarşafla ne bir insanım ne bir hayvan, bir sakatlık gibi saklanması gereken bir utanç, bir yüz karasıyım sadece. Kabul edilemeyecek kadar ağır bir şey bu. Özellikle de eski bir avukat, bir kadın hakları savunucusu için...

**Çakalla köpek arasındaki fark , alçalmış olanın kendine bir efendi seçmesidir.

**Üzüntü ve felaket, çıkmaz sokak gibidir. Gidersin ve gidip bodoslama duvara çarparsın kendini. İşin içinden çıkmak istiyorsan geri geri yürüyerek çık o sokaktan . Hem çarptığın duvarın yani felaketin ve üzüntünün senden uzaklaştığını zannedersin hem de çıkarken onlarla hep yüz yüzesindir.

**Artık zaman durmuştu bizim için . Evet , gün gecenin önü sıra kaçmaya karanlıklar şafak sökmelerinin yerini almaya , yırtıcı kuşlar gökyüzünde dönmeye devam ediyorlardı hâlâ , ama bizim için her şey sona dayanmıştı . Yeni bir sayfa açılmıştı, ancak biz o sayfada yer alamıyorduk.

**Kadın, erkeğin en yüksek amacı değilse, kısacası bu dünyadaki bütün amaçların önceliğini oluşturmuyorsa, o yaşam ne sevinçleri, ne de acıları hak ediyor demektir.
152 syf.
·4 günde·10/10
https://youtu.be/dNAahoVgsmU
Mûhsin Namcû'nun seslendirdiği şiir "Rû be rû" ve "Gülçehre " - "Sorayayı taşlamak" adlı filmleri buraya bırakıyorum. Bu kitabı okuyup bunları izlemek istersiniz umarım.
~
Uzun, geniş, kurak bir coğrafyada toprağın ve yaşayanların kendi dedelerine ihanet ettiği, savaş ve kanla sulanmış bir halk. Proleterya ve Burjuvazinin, Taliban eliyle yerle bir edilip halkın üzerine , açtığı yeni sınıf olan sefaleti ve din adamlarını zengin edenlerini, vahşete olan açlığını betimliyordu.
~
Büyük arenalarda Taliban adamlarının gösteri arasına sıkıştırılan Çadorlu (kadın kimliğini yok eden elbise) kadınların idamlarıyla zevk alan adamlar ve diğer Çadorlu kadınları okumak bile büyük bir huzursuzluktu. Topraklı yolda yürüyen Çadorlu kadının geride bıraktığı ayak izi, Taliban adamı tarafından öpmesini bile bahsetmek oldukça can sıkıcı.
~
Bu kitaptan zevk almayı aklınızdan çıkarın, Moskofun, Arabın, Peştunun birbirine yaptığı zulümde son derce kültürlü insanların bile toplum histerisi sonucunda ne derece vahşi olup ilk taşı atarak bir kadını taşlayabildiğini ve bir başka karakterin çok yaşlı olmasına rağmen recmedilecek bir kadını, çadorsuz görüp ona aşkıyla mecnûna dönebileceğinin romanı.
~
"Çador, Burka, Çarşaf"
Bu üç kıyafet İslam öncesi kadının, ortadoğuda giyme zorunluluğu olduğu özellikle Burka ve Çadorun kullanıldığı, İslam sonrası ise Çarşafın da Çadora benzer türetilip yüz görünecek şekilde açık bırakılmıştır. Arap kavimlerinde, yüz mahrem sayılıp onun da kapanması için toplum geleneğinde takılması zorunlu olan peçe üretilmiştir. Bütün bu giyimler, olduğu coğrafyaya göre değişkenlik gösterir, İslamda bu yüzden belli bir Tesettür kıyafeti söz konusu değildir. Toplumda erkeğin libidosuna göre kadın farklı sınıflara konuyor ;obje;hayvan gibi görülüyor bu yüzden örtü biçimi değişiyor.
....
Mustafa Kemal Atatürk'e Türkiye içinde yaşayan bütün kadınlara insan olma hakkını verip bizlerin insanca özgür olduğunu, her şeyden önce ahlaki ölçüleri ile Türk kadının bir ana, kardeş, birey olduğunu hatırlatan ve ona söylenen bütün hakaretleri reddeden kurucu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'e borçluyuz.
152 syf.
Bu kitaptan zevk almayı aklınızdan çıkarın, Moskof'un, Arap'ın, Peştu'nun birbirine yaptığı zulümde son derce kültürlü insanların bile toplum histerisi sonucunda ne derece vahşi olup ilk taşı atarak bir kadını taşlayabildiğini ve bir başka karakterin çok yaşlı olmasına rağmen recmedilecek bir kadını, çadorsuz (çarşaf, burka) görüp ona aşkıyla mecnûna dönebileceğinin romanı.
Konusu ilgi cekici . Farkli kültürü yansıtmış olması ve duyulanlardan sıyrılıp var olanı öğrenmeye imkan verdigiden dolayı Okumay deger oldugunu dusundugumden! Sipariş verildi gelince okuyacağım...
152 syf.
·1 günde·9/10
Süreyya' yı Taşlamak filmini izledikten sonra rastlantı sonucu benzer konular içerdiği için gözüme çarpan kitap. Elinize aldığınız zaman bırakmak istemeyeceksiniz. Özellikle ana iki kadın karakterlerin duruşu... Züneyra kabullenemeyişin sessiz çığlığı.
Orta Doğu yine gözler önünde. Çarpık din anlayışları, her yerde kol gezen Taliban, kadının sadece mal olarak görülmesi, çador altına sıkıştırılmış kalpler.
Sonu da bir o kadar etkileyici. Orta Doğu'da mutlu sonun olmayacağının kanıtı gibi...
192 syf.
·Puan vermedi
Ortadoğu coğrafyasının kurguladığı haşin ve agresif kültürün acımasız sonuçlarını bir başka pencereden ve kendine ait bir kalemden okumanın hazzı bambaşka. Birgün gelipte bizim sokağımız böyle olursa diye korkuyorum. Okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yasmina Khadra
Tam adı:
Muhammed Moulessehoul
Unvan:
Cezayirli yazar
Doğum:
Kenadsa, Cezayir, 10 Ocak 1955

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 135 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 122 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.