Evet, Hazin Hanım, Türklerin birliğini kuracak milli uyanış burada, Türkiye'de başlayacak, doğru. Bunun için de İstanbul'un fikir sefaletini, Anadolu'nun hayat sefaletini tedavi etmek lazım, gayet doğru. Lakin bu mesele zannettiğiniz gibi yalnız bir cehalet, bir eğitim meselesi değil; bu daha ziyade bir sermaye meselesidir. Ben bütün bu milli sefaletlerin kaynağını fakirlikte buluyorum, cehalet de ondan geliyor, hastalık da, tarımın iptidai bir şekilde kalışı da ve bunun neticesi olarak köylünün borçlanması, faiz altında ezilmesi de ... Hatta memurların rüşvetçiliği, küçük esnafın ölmesi, büyük sanayinin doğmaması, ticaretirı bakkallıktan ibaret kalması... Bütün bunlar öyle bir silsile ki fakirlikle başlar, fakirlikle biter. .. Mektep, öğretmen, bilim, doktor, ilaç, sağlık tedbirlerinirı boş bir avuç, aç bir mide karşısında ne tesirleri olabilir? Ve buna çare, maalesef, sizin benim elimizde değil, Hazin Hanım ... Bu hükümetin vazifesidir. Hükümet sermaye bulmalı, demiryolları, su yolları yapmalı, tarım, sanayi, ticaret, emlak bankaları tesis etmeli ve bütün bu sermayeler Anadolu'nun içine bol bol akmalı. Her köylü bundan istifade etmeli; bununla hayvanını, tarlasını, mahsulünü düzeltip para kazanmaya başlamalı ...
Para, işte Anadolu'nun hastalığının, cehaletinin, sefaletinin tek çaresi ... Köylü, servet sahibi olunca, emin olunuz kendiliğinden doktor arayacak, kendiliğinden mektep isteyecek, mektepte hak ve vazifesini öğrenecek, milliyetini tanıyacak, vatanını anlayacak ve istediğimiz gibi bir Türk olacak ... Ve bu dönüşümü, bu inkılabı da dediğim gibi, ancak hükümet yapacaktır ... Hatta İstanbul'un fikir aydınlığı yine milletin bu uyanışından doğacaktır. O zaman aydınlar, gözü açık bir milletin teftiş ve denetimi altında çalışmaya mecbur olacak, göz boyamakla