Ekonomist Juliet Schor'un Overworked American ( Fazla Çalışan Amerikalı) kitabında yazdığı gibi:
Bizler rafah için bedel ödedik. Kapitalizm belki yaşam standartını çarpıcı biçimde artırdı ama bunu çok daha talepkar bir iş hayatı pahasına yaptı. Daha fazla yiyoruz,ama bu kalorileri iş yerinde yakıyoruz. Renkli televizyonlarımız ve kompakt disk çalarlarımız var,ama onlara ofisteki stresli bir günün ardından rahatlamak için ihtiyaç duyuyoruz. Tatil yapıyoruz, ama yıl boyu öyle çok çalışıyoruz ki ,bu tatiller akıl sağlığımızı korumamız için zarurî hale geliyor. Ekonomik ilerlemenin bize sağladıklarından birinin de daha fazla boş vakit olduğu yönündeki geleneksel bilgeliğin doğrulanması zor görünüyor.
Amarika Birleşik Devletleri klasik bir bireyci kültürdür. Diğer tarafta Geleneksel Asya, kolektif olana yoğunlaşma eğilimi gösterir. Örneğin, Pakistan ve Hindistan' da, birçok insan büyük evlerini -mutfağı ortak kullanılan bir dizi daire şeklinde- geniş aileleriyle paylaşır. Tibet ve Nepal' de aileler bir arada yaşar ve erkek kardeşlerin aynı eşi paylaşması -hayatlarının çoğunu evden uzakta geçiren Sherpalar (hamallar) için ekonomik açıdan uygun bir düzenleme- yaygındır. Bazı kolektivist kültürlerde aile duygusu tüm köye ve hatta ulusal "kabile" ye doğru uzanır. Birçok kültürlerarası psikolog, bireycilik-kolektivizm sürekliliğinin aslında kültürün sosyal kalıplarının en belirgin özelliği olduğunu savunurlar.
Bu iyi tabiat ne güzel şeydir; tabiatı iyi olan insanın hayatı da güzeldir.
Tanrı kime kötü bir tabiat vermiş ise; bu felek oku ona eziyet çektirir.
Hangi bey kötü bir tabiata sahip olursa, her işi ters gider, sevinç yüzü görmez, daima keder için de yaşar.
Bey takva sahibi, hataya düşmemek için, daima titiz davranır; böyle titiz hareket eden beyler doğru iş görürler.
Beyaz Diş önceleri sadece kendi cinsine düşmandı, hem de amansız bir düşman. Şimdi ise herkese düşman kesilmiş, daha da vahşileşmişti. Öylesine korkunç işkencelere hedef oluyordu ki körü körüne nefret beslemeye başlamıştı. Bağlı olduğu zincire, için de bulunduğu kafesin parmaklıklarından kendisini gözetleyen adamlara ve onlara uyarak çaresizliğinden cesaret bulup homurdanan diğer köpeklere nefret besliyor, kafesin tahtalarına bile nefretle bakıyordu. En çok da Güzel Smith' e tabii....