• 248 syf.
    ·Beğendi·10/10
    #LeonardoDicaprio'nun #başlangıç #inception) filmiyle aynı konuyu paylaşan, #CharlieMorley'in ilk kitabı olan #RüyaFarkındalığı'ndan bahsetmiştim. Şimde de devamı olan #RüyalarınızdaBilinçliOlmakiçinBaşlangıçSeviyesiRehberi üst başlığıyla #LüsidRüya adlı kitabı bitirdim. Gerek bir köy yaşantısına geçmeden ötürü, gerekse kitabın tam bir rehber olmasından ötürü (deneyebileceğiniz birçok metodu size sunuyor ve denemeler yapmak çok faydalı oluyor) kitabı okumam on günü geçti. Ama şunu belirtmek isterimki; kesinlikle akıcı ve keyifli bir #kitap. Ben resmen tadını çıkartarak okudum. İlk kitabımız rüyalardan ve farkındalıklardan yola çıkarak; Lüsid Rüya kavramını bize anlatıp ne olduğunu açıklıyordu ve tabii bazı faydalarını. Bu kitabımız bize bazı püf noktaları, #rüyaişaretleri-ni, farklı egzersizleri, #lüsid olabilmek için gerekli olanları, derinlere inmeyi gibi birçok konuyu öğretecek daha derinlere inebilmemize fayda sağlıyor. İlk kitap ile ilgili paylaşım sonrası; "Lüsid Rüyanın, rüya görürken istediğimiz şekilde rüyaya yön vermenin ve bunlardan fayda sağlamanın" mümkün olup olmadığı ve benim yapıp yapamadığım hakkında birçok soru geldi. Evet bunlar mümkün çünkü yaşadım, bir Lüsid rüyacı olamasamda (daha benim çok yolum var) her defasında geliştiğimi ve daha fazla fayda sağladığımı gördüm ve yaşadım. Kesinlikle tavsiye ettiğim bir seri, mutlaka ölmeden önce okuyun. Günün üçte birini uyuyarak geçirdiğimizi düşünürsek; bundan neden fayda sağlamayalım ki.
  • Nasıl oldu bu, diye sordu doktor ama karısı ona cevap vermedi, sorulan soru taşıyor gözüktüğü anlama uygun olabilirdi, nasıl oldu da öldü, ama aynı zamanda , orada size ne yaptılar anlamına da gelebilirdi, yanıt ne birinin ne de diğerinin yanıtı olabilirdi, öldü, hepsi bu, neden öldüğünün önemi yok, bir insanın neden öldüğünü sormak saçmadır, neden öldüğü zamanla unutulur, yalnızca bir tek sözcük kalır geriye, Öldü , ve bizler bu kapıdan çıkıp giden kadınlar değiliz artık...
  • 248 syf.
    ·5/10
    Bir öneri ile ismini aklımda tuttuğum, bir süre bakındığım, sonra boş verdiğim, kitapçıda bir anda karşıma çıkması ile edindiğim kitap. Okumaya başladığımda seri halinde yazıldığını görmem ve rakamın 11 olmasının bende yarattığı bakış. :))
    Yazarı araştırmaya kalkıştığımda hiçbir şey bulamamak beni düşündürdü. Gizem katma çabası ise bir derece anlaşılabilir fakat bana bu isimde bir şahıs olmadığı fikrini verdi daha çok. Ayrıca kitaba ait bir sosyal medya hesabı var ki olaylı bir sayfa gibi. :) Sayfaya ne zaman baksam o an ihtiyacım olan önerilerin bulunması da şaşırtıcı... :)
    Kitap okuyucunun kafasında mübarek suyun içinde yüzen dünya dolusu soru işareti bırakarak bitiyor.
    Serinin devam kitapları çıkmış, ama ben okumaya devam etmedim henüz.
  • İnanıyorum!-diye haykırdı sanatçı nihayet ve bakışlarını söndürdü.- İnanıyorum! Bu gözler yalan söylemiyor. Kaç kere söyledim size, en büyük hatanız insan gözündeki manayı küçümsemeniz. Şunu anlayın, dil gizleyebilir hakikati, ama gözler asla! Ani bir soru yöneltiyorlar size, irkilmiyorsunuz bile, bir saniyeliğine kendinize hâkim oluyorsunuz
    ve hakikati gizlemek için ne söylenmesi gerektiğini biliyorsunuz ve oldukça ikna edici konuşuyorsunuz, yüzünüzde tek bir kas bile oynamıyor, ama ne yazık ki, soru yüzünden
    endişeye kapılan hakikat ruhunuzun dibinden bir anlığına gözlerinize fırlıyor ve her şey bitiyor. Fark edildi, siz de yakalandınız!
  • Ebû Dâvûd Sünen'inde Ebü'd-Derdâ hadîsi olarak şöyle rivayet eder: “Ebû'd-Derdâ, Resulüllah s.a.v.'in şöyle buyurduğunu söyler: ''Şüphesiz Allah, derdi de dermanını da indir­miş, her derdin dermanını yaratmıştır. O halde tedavi olunuz fakat haram şeylerle tedavi olmayınız."

    Buhârî Sahîh'inde İbn-i Mes'ud'dan şöyle nakleder: “Allah şifanızı size haram kılınan şeylerde yaratmamıştır.”

    Sünein'de Ebû Hureyre'nin şöyle dediği rivayet edilir: “Resulüllah s.a.v., pis sayılan ilaçlarla tedaviyi yasaklamıştır.

    “Târik, Peygamber efendimize şarapla ilgili soru sordu, Peygam­ber efendimiz onu şaraptan nehiy etti. Yahut da onun şarap yapmasını hoş karşılamadı.

    Târik: “Ben şarabı ancak ilaç olarak yapıyorum” dedi.

    Peygamber efendimiz s.a.v. bu cevaba karşılık: “Şarap deva değildir, aksine derttir” buyurdu.

    Sünen'de hadisin şu şekliyle rivayeti vardır: “Peygamber Efendimize, ilaca karıştırılan şaraba ilişkin soru so­ruldu. Peygamber Efendimiz s.a.v. cevap olarak: -"Şarap derttir, deva de­ğildik buyurdu”.

    Hadisi Ebû Dâvûd ve Tirmizî rivayet etmişlerdir. Müslim'in Sahîh'inde Târik İbn-i Süveyde'l-Hadramî'den şöyle dediği rivayet edilir:

    Dedim ki: “Ey Allah'ın elçisi, bizim toprağımızda üzümler var, biz onları sıkıyoruz, ondan içelim mi?

    Peygamber efendimiz: "Hayır" buyurdular.

    Tekrar Peygambere danıştım ve dedim ki: “Biz hastayı tedavide kullanıyoruz”

    O da bana dedi ki: "Bu kullandığınız şifa değil, aksine derttir"

    Neseî'nin Sünen'inde rivayet edildiğine göre: “Bir doktor Peygamber'in yanında kurbağayla tedaviden söz et­ti, bunun üzerine Peygamber s.a.v., doktoru kurbağa öldürmekten menetti”

    Hadis, şarapla tedavinin haram olduğuna delildir. Peygamber onun bir deva değil, dert olduğu­nu en açık şekilde bildirmiştir.

    Şarap içenlerin durumu şarabın gerçekten birçok hastalıklara sebep olduğunu her zaman gözler önüne sermektedir (bkz. Müslim; Sahih: c.6, s. 206; içecek­ler kitabı. Hadis no: 12)

    Fıkıhçılar arasında pis ve haram maddeyle tedavinin bazı şartlarda caiz olabileceği hususunda geniş tartışmalar olmuştur.

    Peygamber efendimizin şöyle buyurduğu zikredilir: “Kim şarapla tedavi olursa, Allah ona şifa vermez.” (Ebu Davut, Tirmizi).

    Haram şeylerle tedavi hem akıl, hem de din yönünden çirkin görülmüştür. Dinî yönden çirkinliği, zikrettiğimiz hadislerden ve diğer­lerinden anlaşılır.

    Akli yönden çirkinliğine gelince; Allah c.c., yasakladığı şeyleri pis­liklerinden ötürü yasaklamıştır, İsrail oğullarına ceza olsun diye temiz şeyleri: “Kendilerine yasaklanan faizi almaları ve haksız yere insanların mallarını yemeleri yüzünden önceden helal kılınmış temiz şeyleri on­lara haram kıldık” ayetiyle haram kıldığı gibi, bu ümmete temiz şey­leri haram kılmamış, ancak haram kıldığı şeyleri pisliklerinden dolayı haram kılmıştır.

    Allah-u Teâlâ'nın pis şeyleri haram kılması bu üm­mete acıdığı ve pis şeylere bulaşmaktan bu ümmeti koruduğu içindir. Haram şeylerle hastalıklardan kurtulmayı istemek uygun değildir. Ha­ram bir madde hastalığı gidermekte etkili olsa bile, kendisinde bulu­nan pisliğin gücüyle kalpte açtığı daha büyük bir hastalıkla sonuçla­nır. Böyle olunca onunla tedavi olan kimse vücut hastalığını kalp hastalığıyla gidermek için çaba harcamış olur. Ayrıca bir şeyin haram kılınması, ondan kaçınmayı ve her yolla ondan uzak olmayı gerekti­rir, onu ilaç olarak kullanmakta ise harama teşvik etmenin ve ona bulaşmanın payı vardır. Bu ise yüce Allah c.c.'in gayesine ters düşer. Yi­ne Peygamber Efendimizin de buyurduğu gibi, haram madde derttir, derdin deva kabul edilmesi caiz değildir.

    Aynı şekilde haram madde, bünyeye ve ruha pis olma niteliği kazandırır, çünkü bünye açık bir şekilde ilacın durumundan etkilenir, ilacın yapısı pis ise bünye ondan pislik kazanır, ilacın kendisi pis ise durum ne olur? İşte bu nedenle Allah, kullarına pis olan yiyecekleri, içecekler ve giyecekleri haram kılmıştır. Çünkü nefis bunlar aracılığıyla yapısı ve niteliği yönünden pisleşiyor. Bunun gibi, nefislerin ha­rama eğilim gösterdikleri sırada haramla tedavinin serbest bırakılma­sında, özellikle nefisler haramın kendilerine faydalı, hastalıklarını gi­derici ve hastalığın şifasını celbedici olduğunu bildikleri zaman, şeh­vet ve lezzetle harama yönelmeye yol açma vardır. Şehvet ve lezzet ise nefsin en çok sevdiği şeylerdir. Hâlbuki Cenab-ı Hak c.c., kötülüğe yol açan iş ve davranışları mümkün olan her şeyle engellemiştir. Kötülü­ğe giden yollan kapamakla açık bırakmak arasında şüphesiz bir çe­lişki ve çatışma vardır. Aynı zamanda haram maddeyle tedavide, fay­dalı olduğu sanılan, hastalığı artırıcı bir özellik de vardır.

    Sözün, Al­lah'ın bizim için kendisinde asla şifa yaratmadığı "kötülüklerin ana­sı" hakkında olduğu kabul edilirse, bu madde (şarap), doktorlara, fakihlerin çoğuna ve kelam bilginlerine göre, aklın merkezi sayılan di­mağa şiddetle zararlıdır.

    Hipokrat, azgın hastalıklar hakkında konu­şurken şöyle demiştir: “Şarabın başa verdiği zarar şiddetlidir, zarar hız­la başa doğru ilerler, bu sırada bedeni işgal eden salgılar da yükselir, şarabın zihne verdiği zarar bu yüzdendir.”

    Kâmir adlı eserin yazarı da şöyle der: “Şarabın özelliği, zekâ ve sinire zarar vermesidir.”

    Tedavide kullanılan haram maddelerden, şarabın dışındakilere gelince, bunlar iki türlüdür: Birincisi, nefsin üstün geldiği maddedir ki, bünye hastalığı atmak için onun desteğini beklemez. Zehirler, enge­rek etleri ve diğer tiksinti duyulan şeyler bu türdendir. Bu maddeler bünyede bitkinlik yaratarak bünyeyi ağırlaştırırlar, bu takdirde der­man değil de dert olurlar. İkinci tür maddeler de nefsin yenemediği maddelerdir. Taşıyıcıların örnek olarak kullandıkları şarap gibi, bunun zararı faydasından daha çoktur. Böyle olunca akıl, bu şarabın haram kılınmasını gerektirir. (Tiksinti ve zarar birleşince) akıl da fıtrat da ha­ram maddeyle tedavinin yasaklanması konusunda din ile uyum halindedir.

    Haram maddelerden şifa beklenmemesinde ince bir sır vardır. Hastanın ilaçtan fayda görmesinin şartı, ilacın iyi olduğunu kabul et­mesi ve faydasına inanmasıdır. Allah c.c. haram maddede şifa bereketini yaratmamıştır.

    Faydalı bir şey aynı zamanda bereketlidir. Eşyanın en faydalısı, en bereketli olanıdır. İnsanlardan mübarek olanlar da bulun­dukları yerde helal yollardan kendilerinden yararlanılan kişilerdir. Bi­lindiği gibi Müslüman’ın inancı, bu maddenin bereketine ve faydasına inanmakla, iyiliğine inanmak ve bünyesinin o maddeyi kabulle karşı­laması arasında dolaşan tereddütler haram olduğu yönündedir. Hatta Müslüman’ın inancı ne kadar büyük olursa, haramdan o derece iğre­nir, kötülüğüne o derece inanır, yapısı İtibarıyla haram, en çok tiksin­diği şey hâline gelir. Bu durumda hasta haram maddeyi aldığı zaman hasta için derman yerine dert olur. Ancak hastanın, maddenin pisliği­ne olan inancı, kötü zannı ve tiksintisi, sevgiyle yer değiştirirse o za­man faydalı olabilir. Haramı sevmek de inanca aykırıdır. Mü'min, tedavi maksadının dışında asla harama yönelmez. Allah her şeyi en iyi bilendir.

    İbn-i Kayyim El Cevziyye’nin Tıbbu’n Nebevi (s 190-195) adlı eserinden alınmıştır.

    Günümüzde alkol, domuz yağı, domuz deri veya kemiği veya helal kesim olup olmadığı tartışmalı sığırlardan elde edilen jelâtin gibi hayvansal maddeler birçok ilaç veya aşılarda kullanılmaktadır. Bu nedenle hastaların doktorlarından bu tür ilaçları yazmamalarını talep etmelidirler.

    http://www.gidahareketi.org/...-Mi--65-sayfasi.aspx
  • 136 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Pusulamın Öz’ümü bulmasına hazırdım - Ve Öyle De Oldu
    .
    Benim en keyif aldığım kısım meditasyonlar oldu. Özellikle Farkındalığı artırma ve sağlıkla ilgili meditasyonlar bundan sonra hayatımın bir parçası olacağa benziyor.

    Hayat kurtaran ritüeller bölümünde ise mutlaka ihtiyacınız olan birşeye rastlayacaksınız. Kaygınız veya önyargınızdan kurtulup denemenizi tavsiye ederim. Yazın ve gömün külleri! bu ritüeller size çok farklı bir deneyim yaşatacak.

    Kitabın sonunda yer alan soru-cevaplar, soru ve sorunlarınız ile ilgili muazzam yanıtlar sunuyor. Yani karşınızda dolu dolu bir kitap var. ilgilisine @muptela_yayinlari ndan çıkan bu kitabı mutlaka öneririm