Kitap hakkında yapılan yorumlardan tek katıldığım “… zor bir yitik erkek portresi çiziyor “
Booker 2025 ödülünü almamış olsaydı kesinlikle okumak istemezdim. Ödülün hatrına ve merakıma okumuş bulundum maalesef…
Booker jürisinin anladığı veya hissettiği bir şeyleri, yani bu romanın birinci olmasını istemelerindeki motivasyonlarını “ Karanlık bir roman ama okuması büyük bir keyif” cümlesi haricinde neden bu romanı seçtiklerine anlam veremedim ve kendimce de bulamadım.
İngilizce dilinden ve edebiyatından okumak bahsedilen “ … büyük bir keyif. “ duygusunu vermiş olabilir. Naçizane fikrim sadece bu:(
Çünkü hikaye, bana ne ilginç geldi ne de keyifli.
Her zaman olmasa da bir şeyi sevmemizdeki sebep “ bize veya kültürümüze benzemesidir “ diye düşünüp yorumluyorum bu romanı.
ISTVAN (Kitabın baş karakteri ve ölmeyen tek karakter) Macaristan’da başlıyor, İngiltere’ de devam edip tekrar başladığı yere dönüp bitiyor hikaye.
“ On beş yaşındayken annesiyle birlikte yeni bir şehre taşınıyorlar yeni bir okula başlıyor” Istvan.
Bu cümleden kitabın son cümlesine kadar karakterin ilişki dünyasını, hayatını okuyoruz. 
İlk ilişkisini on beş yaşındayken, market torbalarını taşımak için yardımcı olmaya (annesi tarafından) gönderildiği kırk iki yaşındaki aynı toplu konutta  yaşadıkları komşu kadınla yaşıyor. Cinselliğin ne olduğunu bilmeyen Istvan, komşu kadının onu her market alışverişinden sonra tatlı verip öpmek isteyerek çocukla ilişkiye girene kadar ilgilenerek devam eder.
Arka kapakta da bu bilgi verildiği için spoiler vermeden bahsetmek istedim.
İlk bölümü böyle başlayan roman sonrasında Istvan’ nın yaşadığı deneyimleri anlatıyor.
%85 i olay ve %15 i durum hikayesi olan bu roman duygusuz ve soğuk bir anlatım hissi verdi bana.