Ahmet Taşağıl

Ahmet Taşağıl

9.1/10
70 Kişi
·
143
Okunma
·
56
Beğeni
·
1.884
Gösterim
Adı:
Ahmet Taşağıl
Tam adı:
Prof. Dr. Ahmet Taşağıl
Unvan:
Türk Akademisyen, Tarihçi, Araştırmacı, yazar
Doğum:
Kocaeli, 1964
14-2-1964 tarihinde Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinde doğdu. 1975’te İlyasköy İlkokulunu, 1981’de İzmit Mimar Sinan Lisesi’ni bitirdi.

İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü’nden 1985 yılında mezun oldu. Aynı yıl Çince öğrenmek ve Orta Asya Tarihi üzerine araştırmalar yapmak üzere Tai-wan’a gitti. Adı geçen ülkede Shih-fan Üniversitesinde Çince kurslarına devam ederken, aynı zamanda Cheng-chih Üniversitesinin Etnoloji Araştırmaları Enstitüsü’nde ve Tarih Bölümünde ders ve seminerleri takip etti. Bunun yanında dökümantasyon merkezinde Çin kaynaklarından Türk tarihine ait belgeler topladı.

1986 yılının sonunda Türkiye’ye dönüp, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisans öğrenimine başladı. 1988 yılında “Gök-Türk – Ülkesine Gelen Çinli Elçilerin Raporlarına Göre Gök-Türk – Çin İlişkileri” adlı teziyle master unvanını aldı. Aynı yıl bu enstitüde başladığı doktora çalışmasını 1991’de “Gök-Türkler (542-630)” adlı teziyle tamamlayarak doktor unvanını kazandı.

Bu arada 1987 yılında araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladığı Mimar Sinan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalında, 1992’de yardımcı doçentliğe yükseltildi . 1995 yılında Genel Türk Tarihi alanında doçent unvanını kazandı. 2001 yılında profesör oldu.

1997-1998 ve 1999-2000 eğitim-öğretim yıllarında Kazakistan’ın Türkistan şehrindeki Uluslararası Hoca Ahmet Yesevî Türk-Kazak Üniversitesinde misafir öğretim üyesi olarak görev yaptı. Çeşitli seminerler ve konferanslar verdiği gibi panel ve sempozyumlara katıldı. Kazakça başta olmak üzere diğer Türk lehçelerini öğrendi. Bu esnada Özbekistan’ın Semerkand, Buhara ve Hive gibi tarihi şehirlerine, yine Güney Kazakistan’da Sır Derya boyundaki tarihi kalıntıların bulunduğu alanlara geziler yaptı. Saha araştırmalarında bulundu. Aynı üniversitede 2001-2002 öğretim yılında Tarih-Felsefe Fakültesi Dekanlığı görevini yürüttü. 2002 yılının Temmuz Ağustos aylarında Türk İşbirliği Kalkınma İdaresi’nin yürüttüğü Moğolistan Türk Anıtları Projesinde yer aldı.

2004-2005 öğretim yılında Bişkek’te bulunan Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesinin Tarih Bölümünde öğretim üyeliğinde bulundu. Aynı üniversitenin Türk Uygarlığı Merkez Müdür yardımcılığını yürüttü. Sosyal Bilimler Dergisi yayın kurulu başkanlığını yaptı.

2007-2008 Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı. 2008 yılında Rektör Yardımcılığına atanmıştır. 2009 Nisan ayında ise Tarih Bölümü Başkanlığına atanmıştır.

Halen Mimar Sinan Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanlığı ve Rektör Yardımcılığı görevini sürdürmektedir.

Çince, İngilizce, Rusça ve Fransızca ile Türk lehçelerinden Kazakça ve Kırgızca’yı bilmektedir.

Evli ve iki çocuk babasıdır.
Sabarlardan(463-558 yılları arasında Karadenizin kuzeyinde ve kafkaslarda mühim rol oynayan Türk boyu) geriye kalan tarihi hatıraların başında şüphesiz bugün geniş bir coğrafyaya verilen Sibirya adı gelmektedir.
Ahmet Taşağıl
Sayfa 273 - Bilge Kültür Sanat
1926 yılına kadar Ruslar, Kazaklara Kırgız, gerçek Kırgızlara da Kara Kırgız derlerdi.... Dönemin en önemli Rus tarihçileri, Levşin, Karamzin gibi isimler Kırgız - Kazak ayrımını yapamamıştır.
Bozkırda gezerken daima sonsuzluk duygusuna kapılmışımdır. Bazen geniş ufuklara doğru bakıp sanki orada hiçbirşey yokmuş gibi hissederim. Ancak detaylı inceleme yapıldığında oralarda birçok şeyin var olduğunun farkına varılır. Sürekli gezmek ve yeni yerler görmek, bunları tarihsel plana oturtmak bana büyük mutluluk ve keyif veriyor.
İstemi, Sasani şehinşahı Anuşirvan ile anlaşıp kızını İran hükümdarına verdi ve evlilik ittifakı kurdu. İstemi'nin kızının adı İslam kaynaklarında ( Taberi, Mesudi vb ) Fakim olarak geçmektedir. Bu kız Sasani İmparatoriçesi olmuştu. Gök-Türk orduları kuzey doğudan saldırırken, Sasani kuvvetleri de batıdan hücuma geçerek, Akhun devletini kolayca yıktılar.
Ahmet Taşağıl
Sayfa 32 - Türk Tarih Kurumu
Doğu Gök-Türk devleti yıkılınca millet üç kütleye ayrılmıştı.Birinci kısım gidip Çin'e bağlanan yüz binden fazla kişi oluşturuyordu.İkinci kısım Sir Tarduş'lar etrafından toplanan kalabalık bir kütle idi.Üçüncü kütle ise Batı istikametine doğru göç etmişti.
Ahmet Taşağıl
Sayfa 16 - Turan Kültür Vakfı
Ch’ang Sun-sheng’ın belirttiği gibi Gök-Türklerin bölme faaliyetine başlandı. Yüan Hui adlı bir elçi Hami yakınında bulunan Tardu’nun yanına gönderilip, ona kurt başlı sancak sunuldu. Böylece bu sancakla onun müstakil bir devlet olduğu gösteriliyordu.
Ahmet Taşağıl
Sayfa 37 - Türk Tarih Kurumu
1950'li yıllarda yapılan arkeolajik çalışmalar neticesinde Altay Dağları'nın kuzeyi ile Sayan Dağları'nın güneybatısı arasındaki bölgenin en eski Türk yurdu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre Minusinsk bölgesindeki Afanasyevo kültürü (MÖ 2500-1 700) ve onu takiben aynı bölgede Andronova kültürü (MÖ 1700-1200) eski Türk yurdunun yani Prota-Türklerinin temsilcileridir.
Bizans elçilik heyetinin başında Zemerkos bulunuyordu. Türk elçileriyle beraber hareket eden Bizanslılar, Karadeniz, Kafkaslar, Hazar Denizi ve ve Aral Gölü arasından Talas nehri boyundan Tanrı dağları silsilesindeki Ak-dağ ( Bizans Ek-tağ, Türkçe Altın Dağ ve Çince Pai-shan ) da bulunan İstemi Yabgu ile Bizans, Sasani'lere karşı sağlam bir ittifak anlaşması yaptılar.
Ahmet Taşağıl
Sayfa 33 - Türk Tarih Kurumu
Netice olarak kaynaklardan açık bir şekilde anlaşıldığı üzere Gök-Türkler, Hunların bir kolu idi. Önce kuzeyde bulunuyorlardı ise de, sonradan Altay Dağlarının güney eteklerine yerleştiler. Onların yerleştiği bu bölgeyi Turfan'ın kuzeyi ve Etsin Göl bataklıklarının batısı ile sınırlayabiliriz.
Ahmet Taşağıl
Sayfa 10 - Türk Tarih Kurumu
Resmi devlet adı olarak ilk defa Gök Türk Devleti (542-745) (Türk/Tü­rük) tarafından kullanılan Türk kelimesinin bundan önce Törük veya Türük şekilleriyle kullanıldığı ve 6-8. yüzyıllardan sonra Türk haline dönüştüğü kabul edilmektedir.
I.Göktürk ve II.Göktürk İmparatorlukları hakkında bilgiler verildikten sonra,abideler hakkında kısa bir bilgi bölümü var. Daha sonra eserin ismi olan Bilge Kağan'ın Vasiyeti bölümüne geçiyor.Abidelerde denilen sözler Bilge Kağan'ın Türk Milletine sözleri olarak bize aktarılıyor.Daha sonra Bilge Kağan'nın tahta oturması ve başarıları arkasından Kül Tegin'in başarılarından bahsederek Bilge'nin ölümü eser son buluyor.Bu kadar geniş bir konun bu eser sadece önsözü olabilir.Yazar bu konularda en dikkat edilmesi ve mutlaka okunması gereken bir kişidir diğer eserleri ile daha detaylı bilgiler vermektedir.
Eğer İslam öncesi Türk tarihine meraklı biriyseniz kesinlikle okumanız lazım.
A'dan Z'ye herşey anlaşılır bir dille anlatılıyor.
Türklerin kökeni ve kurulan tüm devletlere kadar en ince ayrıntısına kadar verilmiş.
Türk'lerin kökeninden başlayarak yayıldıkları toprakları gezerek arkeolojik bulguların ışığında bir anlatım sergilenmiş. Tarih, Arkeoloji, Coğrafya ve Gezi öğelerinin harmanlandığı TÜRK toplumunun gelip geçtiği ve yaşadığı yerleri anlatan güzel bir kitap.
İslam Öncesi Türk tarihi ile ilgilenmeye başlayacak olanlar için tavsiyem. Zorlanmadan okuyacaklarına inanıyorum. Lakin normal roman okumuyorsun kardeşim not alarak oku!
İslam öncesi Türk tarihinin milat kitabı sayılabilecek seviyede bir kitap. Alt başlıklara profesyonelce ayrılmış ve hiçbir ayrıntı atlanmadan işlenmiş. Ahmet Taşağıl hocanın ellerine sağlık.
Türk tarihini iyi bilmek için okunması gereken, akademik olarak çok sağlam bir uslübu olan bu güzel eseri herkese tavsiye ederim. Bahattin Ögel'in İslamiyetten önce Türl Kültür Tarihi üzerine eserinden sonra bunu okuma fırsatı buldum. Türk adıyla kurulan ilk Türk devleti Gök-Türklerin muazzam gücünün yanı sıra entrikalarla nasıl bölünüp, yıkıldığını özellikle Çin kaynaklarına dayanarak anlatıyor. Kardeşi kardeşe kırdıran Çin'in askeri anlamdaki başarısızlıklarını entrikaları ile kapatması ne yazık ki Türklerin Orta Asya'daki mevcudiyeti için büyük bir tehilke oldu. Dış baskılardan ziyade; Gök-Türklerin, iç karışıklıklar, doğal afetler ve Çin'in entrikaları yüzünden tarih sahnesinden silinmiş olması gerçekten üzücü bir durum. Asa Hunlular ile başlayan Türk tarihi günümüze kadar süreklilik arz etmiştir. Türk, Dünya Tarihini yazan yegane millettir..
Türklerin yaşadığı yurtları adım adım gezmiş olan Ahmet hocamız, yazdığı seyahatname tadında bu eserle bizim de elimizden tutup gezdiriyor. Bölgelerin tarihi, coğrafyası, şartları ve bugünü hakkında bilgi verirken Türklerin bıraktığı izleri de okuyucuya gösteriyor. Bence fotoğraflar biraz daha çok ve renkli olsaydı daha güzel olurdu. Kitabın arkasındaki Orta Asya haritası da okurken yardımcı oluyor, güzel düşünülmüş.
Kök tengrinin çocuklarını tarihi seven ve dalında en iyi yazarları takip eden bir arkadaşımın önerisi üzerine almıştım. Kök tengrinin çocukları Orta Asya’da kurulan Türklerin islamiyete kadar olan tarihini medeniyetlerini, boylarını, yaşadıkları coğrafya,iklim,sosyal hayatları, diğer medeniyetlerle olan siyasal ilişkileri, ekonomileri, dinlerini, kültür ve sanat üzerine bıraktıkları kalıntıları anlatan bir kitap. Okumam bir-iki ay kadar uzun bir süreyi aldı. Zira dili anlatımı ve içerdiği bilgilerle akademik bir ürün ve bazı üniverstelerde ders kitabı olarak işlenmekte. Kitabın hazırlanışında Çin kaynaklarından çokça faydalanılmış. Zaten bu konuda en büyük kaynak Çin arşivleriymiş. İsimler çince olduğundan birbirine çok benziyor ve bazen akıl yorabiliyor. Eğer Orta Asya tarihine ve Türklere ilginiz yoksa kitabı okurken sıkılabilir kavram karmaşası yaşayabilirsiniz Mete Han'ın ve Kürşad'ın (Çin kaynaklarında ki ismiyle Chie-shih-shuai) hikayelerini kaynaklardan doğrudan yapılmış çevirileriyle okumak ayrı bir tattı benim için. Kitabın her sayfasını okurken o anı yaşayıp tarihin içinde kaybolmak, özüne dönüp yeniden yaşamak gibiydi.. “Türkler kimdir? Nereden gelirler? Tarihleri nasıl başlar? Neden Türk Dünyası diye çok sayıda halk topluluğunun oluşturduğu bir millet grubundan bahsedilir? Sibirya'nın güneyindeki Sayan Dağlarında yaşayan Tuvalı ile Anadolu Dağlarında yaşayan bir Türk karşılaştıklarında neden birbirine benzer dil konuşurlar? Neden Tanrı Dağlarındaki yer isimleri ile Türkiye'deki yer isimleri benzerlik gösterir? Bu soruların cevabı İslam Öncesi Türk Tarihinde gizlidir." diye başlayan bir kitap.. Türk diye bir şey yoktur diyenlere tokat gibi bir kitap. Tarihi sadece Talas savaşıyla başlatanlara yanıt veren bir kitap. Okul sıralarında okuyup okutulabilecek en iyi Orta Asya tarihini anlatan ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk tarihini araştırma ve öğrenme bu uğurda geçmişini ve Türklüğünü bilen nesiller yetişmesi amacına ışık tutan bir kitap. Bozkırın çocukları. Gök'ün Gururlu Çocukları.. Töresine ve özgürlüğüne bu kadar sahip çıkan bir milletin varlığı. Her zaman dediğimiz gibi “Ne mutlu Türk’üm diyene!”
Uzun sürede bitirdim öncelikle bunu söyleyim.Kitap o kadar bilgi yüklü ki...Akademik bir dile sahip bu kitapta çok sayıda kaynak,kitabın son kısmında bir kronoloji ve boy gruplarının şematik çizimleri mevcut.Tarih meraklılarına tavsiyemdir.Ancak kitabı okurken farkettim ki coğrafya bilgim çok eksik.Sürekli internetten ırmaklara,bahsi geçen yerlerin haritalarına baktım.Sonuçta tarih ve coğrafya ayrılmaz bir bütün.Ancak benim gibi sayısal öğrencisi olduysanız coğrafyanızın biraz eksik olması normaldir.Türklüğün ne kadar eski ve köklü olduğunu,törelerini,islamiyetle başlamadığını,birçok dine mensup bir çok Türk olduğunu,soy ve din kavramının karıştırılmaması gerektiğini çok güzel anlatıyor.İslamiyetten önceki tüm Türk Devletleri ve boylara yer verilmiş.Her devletin nasıl kurulup,hangi boylara mensup olduğu,askeri,coğrafi,dini yapısı,demografisi,ritüelleri,sanatı,kültürü tek tek anlatılıyor.Kitaptan bazı alıntılarla yorumuma son vermek istiyorum.Keyifli okumalar dilerim.
️Türk,güç ve kuvvet manasına gelmektedir.
️Türk hükümdarları töreyi uygular,kendisi de uyar fakat kanun(töre)yapamazdı.Başka mişletlerde olduğu gibi mutlak hükümdar değildi.Kağanın icraatı millet tarafından meclis vasıtasıyla kontrol edilirdi.
️Göktürk çağdaşı hiçbir devlette böyle bir meclis yoktu.
️Bozkır sahasında kurulmuş tüm Türk devletleri,siyasi ve askeri karakter taşıyor,dini karakter taşımıyordu.
️Sıkı bir şekilde uygulanan törenin hükümleri sayesinde söz konusu tam otorite hiçbir zaman zalim olmadığı gibi,militarist bir diktatörlüğe de dönüşmüyordu.
️Kulluk ve kölelik yoktu.
️Eski çağlarda ve diğer Göktürk çağdaşı kültürlerde insanlar yaşamak için gerekli enerjiyi aralarındaki zayıf ve vasıfsız kişilerin kol kuvvetini çalıştırma suretiyle sağlıyorlardı.Göktürk kültüründe ise bu ihtiyaç başta en yüksek adale gücüne sahip at olmak üzere hayvan gücü ile karşılanıyordu.
Ahmet Taşağıl'ı Göktürkler kitabıyla tanıdım oldukça başarılıydı. Bu kitapta Türklerin yaşadığı coğrafyayı gezdiği yerlerin , şehirlerin Türk tarihindeki önemini anlatmış. Türk coğrafyasını tanımak isteyenler okumalı

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Taşağıl
Tam adı:
Prof. Dr. Ahmet Taşağıl
Unvan:
Türk Akademisyen, Tarihçi, Araştırmacı, yazar
Doğum:
Kocaeli, 1964
14-2-1964 tarihinde Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinde doğdu. 1975’te İlyasköy İlkokulunu, 1981’de İzmit Mimar Sinan Lisesi’ni bitirdi.

İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü’nden 1985 yılında mezun oldu. Aynı yıl Çince öğrenmek ve Orta Asya Tarihi üzerine araştırmalar yapmak üzere Tai-wan’a gitti. Adı geçen ülkede Shih-fan Üniversitesinde Çince kurslarına devam ederken, aynı zamanda Cheng-chih Üniversitesinin Etnoloji Araştırmaları Enstitüsü’nde ve Tarih Bölümünde ders ve seminerleri takip etti. Bunun yanında dökümantasyon merkezinde Çin kaynaklarından Türk tarihine ait belgeler topladı.

1986 yılının sonunda Türkiye’ye dönüp, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisans öğrenimine başladı. 1988 yılında “Gök-Türk – Ülkesine Gelen Çinli Elçilerin Raporlarına Göre Gök-Türk – Çin İlişkileri” adlı teziyle master unvanını aldı. Aynı yıl bu enstitüde başladığı doktora çalışmasını 1991’de “Gök-Türkler (542-630)” adlı teziyle tamamlayarak doktor unvanını kazandı.

Bu arada 1987 yılında araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladığı Mimar Sinan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalında, 1992’de yardımcı doçentliğe yükseltildi . 1995 yılında Genel Türk Tarihi alanında doçent unvanını kazandı. 2001 yılında profesör oldu.

1997-1998 ve 1999-2000 eğitim-öğretim yıllarında Kazakistan’ın Türkistan şehrindeki Uluslararası Hoca Ahmet Yesevî Türk-Kazak Üniversitesinde misafir öğretim üyesi olarak görev yaptı. Çeşitli seminerler ve konferanslar verdiği gibi panel ve sempozyumlara katıldı. Kazakça başta olmak üzere diğer Türk lehçelerini öğrendi. Bu esnada Özbekistan’ın Semerkand, Buhara ve Hive gibi tarihi şehirlerine, yine Güney Kazakistan’da Sır Derya boyundaki tarihi kalıntıların bulunduğu alanlara geziler yaptı. Saha araştırmalarında bulundu. Aynı üniversitede 2001-2002 öğretim yılında Tarih-Felsefe Fakültesi Dekanlığı görevini yürüttü. 2002 yılının Temmuz Ağustos aylarında Türk İşbirliği Kalkınma İdaresi’nin yürüttüğü Moğolistan Türk Anıtları Projesinde yer aldı.

2004-2005 öğretim yılında Bişkek’te bulunan Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesinin Tarih Bölümünde öğretim üyeliğinde bulundu. Aynı üniversitenin Türk Uygarlığı Merkez Müdür yardımcılığını yürüttü. Sosyal Bilimler Dergisi yayın kurulu başkanlığını yaptı.

2007-2008 Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı. 2008 yılında Rektör Yardımcılığına atanmıştır. 2009 Nisan ayında ise Tarih Bölümü Başkanlığına atanmıştır.

Halen Mimar Sinan Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanlığı ve Rektör Yardımcılığı görevini sürdürmektedir.

Çince, İngilizce, Rusça ve Fransızca ile Türk lehçelerinden Kazakça ve Kırgızca’yı bilmektedir.

Evli ve iki çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 56 okur beğendi.
  • 143 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 234 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları