Ahmet Taşağıl

Ahmet Taşağıl

YazarDerleyen
8.9/10
363 Kişi
·
897
Okunma
·
228
Beğeni
·
3.934
Gösterim
Adı:
Ahmet Taşağıl
Tam adı:
Prof. Dr. Ahmet Taşağıl
Unvan:
Türk Akademisyen, Tarihçi, Araştırmacı, yazar
Doğum:
Kocaeli, 1964
14-2-1964 tarihinde Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinde doğdu. 1975’te İlyasköy İlkokulunu, 1981’de İzmit Mimar Sinan Lisesi’ni bitirdi.

İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü’nden 1985 yılında mezun oldu. Aynı yıl Çince öğrenmek ve Orta Asya Tarihi üzerine araştırmalar yapmak üzere Tai-wan’a gitti. Adı geçen ülkede Shih-fan Üniversitesinde Çince kurslarına devam ederken, aynı zamanda Cheng-chih Üniversitesinin Etnoloji Araştırmaları Enstitüsü’nde ve Tarih Bölümünde ders ve seminerleri takip etti. Bunun yanında dökümantasyon merkezinde Çin kaynaklarından Türk tarihine ait belgeler topladı.

1986 yılının sonunda Türkiye’ye dönüp, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisans öğrenimine başladı. 1988 yılında “Gök-Türk – Ülkesine Gelen Çinli Elçilerin Raporlarına Göre Gök-Türk – Çin İlişkileri” adlı teziyle master unvanını aldı. Aynı yıl bu enstitüde başladığı doktora çalışmasını 1991’de “Gök-Türkler (542-630)” adlı teziyle tamamlayarak doktor unvanını kazandı.

Bu arada 1987 yılında araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladığı Mimar Sinan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalında, 1992’de yardımcı doçentliğe yükseltildi . 1995 yılında Genel Türk Tarihi alanında doçent unvanını kazandı. 2001 yılında profesör oldu.

1997-1998 ve 1999-2000 eğitim-öğretim yıllarında Kazakistan’ın Türkistan şehrindeki Uluslararası Hoca Ahmet Yesevî Türk-Kazak Üniversitesinde misafir öğretim üyesi olarak görev yaptı. Çeşitli seminerler ve konferanslar verdiği gibi panel ve sempozyumlara katıldı. Kazakça başta olmak üzere diğer Türk lehçelerini öğrendi. Bu esnada Özbekistan’ın Semerkand, Buhara ve Hive gibi tarihi şehirlerine, yine Güney Kazakistan’da Sır Derya boyundaki tarihi kalıntıların bulunduğu alanlara geziler yaptı. Saha araştırmalarında bulundu. Aynı üniversitede 2001-2002 öğretim yılında Tarih-Felsefe Fakültesi Dekanlığı görevini yürüttü. 2002 yılının Temmuz Ağustos aylarında Türk İşbirliği Kalkınma İdaresi’nin yürüttüğü Moğolistan Türk Anıtları Projesinde yer aldı.

2004-2005 öğretim yılında Bişkek’te bulunan Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesinin Tarih Bölümünde öğretim üyeliğinde bulundu. Aynı üniversitenin Türk Uygarlığı Merkez Müdür yardımcılığını yürüttü. Sosyal Bilimler Dergisi yayın kurulu başkanlığını yaptı.

2007-2008 Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı. 2008 yılında Rektör Yardımcılığına atanmıştır. 2009 Nisan ayında ise Tarih Bölümü Başkanlığına atanmıştır.

Halen Mimar Sinan Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanlığı ve Rektör Yardımcılığı görevini sürdürmektedir.

Çince, İngilizce, Rusça ve Fransızca ile Türk lehçelerinden Kazakça ve Kırgızca’yı bilmektedir.

Evli ve iki çocuk babasıdır.
Bilge Kağan, onun adına diktirdiği kitabesinde, "Kardeşim Kül Tigin vefat etti. Kendim yas tuttum. Gören gözlerim görmez gibi, esen aklım esmez gibi oldu. Kendim düşünceye daldım. Zaman Tanrısı buyurunca insanoğlu hep ölümlü yaratılmış. Öyle düşündüm, gözlerimden yaş gelse engel olarak, gönülden feryat gelse geri çevirerek yas tuttum. Çok yas tuttum. Iki şad başta olmak üzere kardeşlerimin, oğullarımın, beylerimin ve halkımın gözleri, kaşları berbat olacak diye düşündüm" diyerek üzüntüsünü belirtmektedir.
Ölen babaların amcaların, erkek kardeşlerin eşleriyle evlenme (leviratüs) vardı. Bu şekilde, ortada kalan eşlerin zor duruma düşmeleri önlenirdi. Bir başka ifade ile ailenin bütünlüğü korunmaya çalışılırdı. Dışarıdan evlenme (egzogami) vardı.
Kağanı konumuz açısından ele aldığımızda göze çarpan en önemli nokta, despotizm ile yönetilen eski bazı kültürlerde olduğu gibi milletin vazifesi ona bakmak değil, bilakis kağanın vazifesi millete bakıp gözetmek,
doyurmak, boyları bir arada tutmak ve düşmanlara karşı korumaktır. Aşağıdaki sözler onun millete karşı sorumlu olduğunu, hesap verdiğini gösteren en açık misallerdendir:

"Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım... ondan sonra Tanrı irade ettiği ve lutfettiği için ve talih ve kısmetim olduğu için ölecek milleti diriltip kaldırdım, çıplak milleti giydirdim, fakir milleti zengin ettim, nüfusu az milleti çok ettim. Başka illi milletler, başka kağanlı milletler arasında onları pek üstün kıldım. Dört bucaktaki milletleri hep barışa mecbur ettim ve düşmanlıktan vazgeçirdim"
Gök Tanrı yanında yıldızlara güneşe ve aya da saygı gösterilirdi.

Milattan sonraki asırlarda Kuzey Çin'de devlet kuran Hunlar zaman içinde Budizm'e girmişlerdir.
Türk ve Sitan kelimelerinin birleşmesinden doğan Türkistan kelimesi Fars kaynaklarında Orta Asya' ya verilen bir isimdir. Yani Türk ve İranlıların nazarında Orta Asya Türk Irani Sir Derya (Seyhun) Irmağ'nın doğusu kastedilmişse de daha sonra bu isim daha kapsayıcı şekilde bütün Orta Asya için kullanılmıştır. 19. yüzyilın 2. yarısinda bölge Ruslar tarafindan işgale başlanınca bu ad daha da kapsayici bir hale gelip sıklıkla kullanılır olmuştur. Nitekim Hindistan üzerinden hakimiyetlerini Orta Asya üzerine doğru genişletmek isteyen İngilizler de Türkistan kelimesini benimsemiş ve kullanmaya başlamışlardır. Daha sonra Rusların işgal ettiği bölgeye Batıi Türkistan, Çinilerin ele geçirdiği topraklara ise Doğu Türkistan denilmiştir.

Orta Asya tabiri ise 1867’de Rus işgalinin ilk dönemlerinde Rusça’dan “sredney azii” diye uydurulmuş ve diğer batı dillerinde kabul görmüştür. Bundan dolayı Türkistan tabiri yerine Central Asia veya L’Asie Central ifadeleri yerleşmiştir. Ülkemizde tarihimizin bu cephesi maalesef bilimsel bir şekilde gelişmediği için Türkistan kelimesi savunulamamış unutturulmaya çalışılmıştır. Aslında Orta Asya tabiri de çok yanlış değildir. Ancak Türkistan adı tarihi gerçekliği taşıması ve Türk tarihinin eski ve yeni tarafını göstermesi bakımından çok önemlidir.
Cezaların ağır olması caydırıcı gücü ve milletin erdem sahibi olmasını, suçluların sayısının çok az olması sonucunu doğuruyordu. Bu konuyu Çin kaynakları "mahkûmların sayısı ancak birkaç kişidir" ifadesiyle açıklarlar.

Kanunlar karşısında hiç kimse ayrıcalıklı değildi. Devlet memurlarının kanunları ve devlet işlerini iyi bilip uygulaması gerekiyordu.
Özellikle kendilerine elverişli alanlarda hayvancılıkla uğraşarak (bozkır ekonomisi) hayatlarını sürdürürken kendi aralarında siyasi birlikler oluşturdular. Bu siyasi birliklerin bazıları imparatorluk seviyesine yükseldiler. Asya Hun İmparatorluğu bu alanda ilk örnektir.
352 syf.
·Puan vermedi
Kök Tengri’nin Çocukları, Türkler hakkında ilk bilgileri aldığımız Çin kay­nakları bizzat elinden geçmiş Ahmet Taşağıl tarafından hazırlanmış, tüm Türklük Bilgisi çalışmaları yürüten Türkologların İslam öncesi Türk tarihi için kaynak kitap olarak kullana­bilecekleri yeni bir kitap. Türklük bilgisi çalışmalarının başladığı ilk zamanlardan bu güne Türkler ve Türkçe üzerine onlarca çalışma yapılmış, bu çalışmalarda zaman zaman Türk’ün diline konuşulduğu coğrafya ve tarihiyle bütüncül bakılamamıştır. Şüphe götürmez bir gerçektir ki milletlerin dili, onların hüküm sürdüğü sınırlardan ve tarihinden ayrı düşünülemez. Yazar, bu sebeple olsa gerekir kitabının ilk başlığını İslam Öncesi Türk Tarihini Bütünlük İçinde Anlama Problemleri olarak açmıştır. Ahmet hocamız bizzat hitabeleri, çin, arap, pers ve bizans kaynaklarını okuyup çevirebilen sayılı tarihçilerdendir. Açıkcası islamiyet öncesi Türk tarihi konusunda en bilgili tarihçilerden biri denilebilir. Böyle değerli bir adamın böyle değerli bir eserini kaçırmayın derim.
Ancak kitabın büyük kısmında çin kaynakları referans alındığı için yer ve kişi isimlerinin de büyük kısmı Çince, bu yüzden okurken biraz boğabiliyor insanı. Buna rağmen kitabın çok sağlam, güvenilir ve objektif bir kaynakçası var diyebilirim.
Bu kitabın Kök Tengrinin altında buluşan bütün Türklük âlemine hayırlı olması di­leğiyle…
ESENLE KALIN..
240 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Ahmet Taşağıl'ın bilgin kaleminden çıkan müthis bir kitap... İslamiyet Öncesi Türk tarihine merak salanlar kesin okusun. Bir sürü galat-ı meşhur yıkılıyor. Teşekkürler Ahmet Taşağıl...
352 syf.
Eğer İslam öncesi Türk tarihine meraklı biriyseniz kesinlikle okumanız lazım.
A'dan Z'ye herşey anlaşılır bir dille anlatılıyor.
Türklerin kökeni ve kurulan tüm devletlere kadar en ince ayrıntısına kadar verilmiş.
352 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi·
Kitap kadim zamanlardan islamiyete kadar Türk boylarının serüvenini anlatıyor. Ancak dönemin geniş olması türk boylarının sayısının fazla olması sebebiyle özet şeklinde anlatılmış temel ya da bir el kitabı niteliğindedir. Ibrahim kafesoglunun türk milli kültürü kitabı bu alanda kült kaynak olarak görürken bu kitapta onu aratmıyor.

Bir eleştiri keşke dipnotlarını konulsaydi.
336 syf.
·Puan vermedi
İslamiyet öncesi Türk tarihi ve kültürü üzerine önemli çalışmaları ve yayınları olan Ahmet Taşağıl,
tarihimizin en geç dönemleri hakkında yaptığı araştırmalar ve yayınları ile tanınmaktadır. Türkistan,
Çin ve Moğolistan sahasında yapmış olduğu araştırmalar ile Orta Asya Türk tarihi üzerine birçok eser
ve bildiriler yazmıştır. Gökbörü’nün İzinde Kadim Türk Topraklarında adlı eseri ile yıllardır edindiği
bilgileri ve seyahatlerini içten bir üslup ile aktarmıştır. Doğu Türkistan adının verilişinde itibaren yaşanan siyasi ve askeri olayları anlatan araştırmacı, Doğu
Türkistan’ın tarihi süreç içinde hâkimiyet sahası olduğu devletler ve siyasi oluşumlardan
bahsedilmiştir. Bölgede yetiştirilen ürünlerden, doğal rezervlerinden, mağaralarından ve şehirlerinden
bahsedilmiştir. Kaşgar, Turfan, Hoten, Kulca, Urumçi şehirleri hakkında bilgiler verilmiştir.
Kırgızistan’a duyduğu merağın etkisi olduğun vurgu yapan araştırmacı, Karahanlı devletinin
kurulduğu bu coğrafyada yaptığı çalışmalardan söz etmiştir. Kırgızistan için Orta Asya’nın damı
tabirini kullanmıştır. Kırgızistan’ın coğrafi ve kültürel özelliklerinde bahsettiği bölümde Türk tarihinin
önemli bir dönemi olan Karahanlı devletinin bölgedeki etkilerine de değinmiştir. Manas destanının
bölgedeki etkisine ve ülkenin ekonomik durumuna değinmiştir. Karahanlı devletinin buradaki etkileri
ile bıraktığı mimari eserlerden bu başlık altında bahsetmiştir. Kırgızistan’daki birçok şehrin adı ve
önemleri aktarılmıştır. Kırgızistan’ın tarihi önemine vurgu yapan araştırmacı, Talas Savaşı Türk- Arap
Karşılaşması ile Türklerin tarihinin dönüm noktalarından olan bir tarihi vakadan bahsetmiştir. kitabı okumanızı tavsiye ederim.. esenle kalın..
ALINTIDIR.
240 syf.
·Beğendi·7/10
#ahmettaşağıl
İslam öncesi Türk tarihini merak edenler için güzel bir kitap.Tabgaçlar kafamı karıştırıyordu, tam olarak yerine oturmuş oldu bu kitapla.Kitap Hunlar dan başlıyor,Uygurlar ile son buluyor.Her bölümün sonunda kaynakçası yazılmış.Her bölüme başlarken ilgili harita bulunuyor.Ahmet Taşağıl hocanın bu okuduğum dördüncü kitabı.Bilge Kağanın vasiyeti ve Kök Tengrinin Çocukları kitaplarındaki bazı bölümler özellikle Göktürklerle ilgili olan kısımlar diğer kitaplarından olduğu gibi alınmış.Buna rağmen en çok Göktürkler kısmını okumayı sevdim.Çağdaşı devletlerden,kamu hukuku,insanların hürlüğü,sınıfsal eşitlik,toprak sahipliği,kadın-erkek eşitliği, adaletin hızla ve net bir şekilde işlemesi,kağan haricinde kararların alındığı bir toy(meclis) oluşu,milletin dini değil askeri karakter taşıyor oluşu ile ayrılan,çok özel bir devlet Göktürkler.Sadece Çince adlar biraz kafa karıştırıcı bunun haricinde gayet akıcı bir kitap olmuş.Herkese keyifli okumalar.
240 syf.
Türklerin Sibirya'da başlayan hayatları ile kurdukları kağanlıklar, yönetim sistemleri, askeri teşkilatları gibi pek çok gerekli konu üzerinde duran Ahmet Taşağıl, İslam öncesi Türk devletlerini (M.Ö. 2. - M.S. 9. yüzyıl arasına tekabül eden dönemi) kaynaklara dayanarak akıcı, kolay ve anlaşılır bir dille yazmış. Tarihçiler dışında tarih sevenler için hazırlanmış bir eser olduğu için Türk Tarihine yeni başlayanlar için güzel bir eser olmuş fakat kitapta çok fazla da yeni bilgi yok. Konu hakkında daha detaylı okuma yapmak isteyenler Türk Milli Kültürü'ne bakabilir. Hülasa Konu ile alakalı genel bir bilgi edinmek isteyecek okuyucuya tavsiye edilir.
96 syf.
·Beğendi·7/10
2. Göktürk Kağanı Türk Bilge Kağanın diktirdiği abidelerin yorumlarını anlatan kitabımız Göktürk Devletinin kısaca tarihinden söz ederek başlıyor.Yazarın daha önce okuduğum Kök Tengrinin Çocukları adlı kitabında,Göktürkler bölümündeki cümlelerin büyük kısmı aynen yazılmış.Abidelerin fiziki özellikleri ile üzerinde yazılanlar yorumlanmış.Ayrıca yazarın abideler ile birlikte fotoğrafları da kitabın sonunda yer alıyor.Ancak beklentim her abidenin günümüz Türkçesiyle yazımından sonra yorumlanması idi.Bilgi kaynağı olarak muhteşem bir kitap.Bir okuyucu olarak eski ve yeni kelimeler ile yorumlarının olmasını tercih ederdim.
240 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10
Arkadaşlar kitap başlıkta da olduğu gibi 4 bölümden oluşuyor.

Hunlar,Tabgaçlar,Göktürkler ve Uygurlar.

Kitabın 240 sayfa olduğuna bakmayın, Ahmet hoca kitabın her bölümüne güzel değinmiş ve kısa ve net şekilde anlatmış.

Eski Türk Tarihi ile ilgili kitaplar okumak daha önce okumamışlar için biraz zor gelebilir.

Çünkü içerisinde ki çoğu kaynak ve metinler, (Çin) kaynaklarından alıntı ve hükümdar isimlerinin v.s hepsi Çin'ce okunuyor. Bu yüzden biraz zorlanabilirsiniz.

Kısa ve net şekilde özetlemek gerekirse bu kitap tarih bilgimi bir hayli genişletti diyebilirim.

Tavsiye ediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Taşağıl
Tam adı:
Prof. Dr. Ahmet Taşağıl
Unvan:
Türk Akademisyen, Tarihçi, Araştırmacı, yazar
Doğum:
Kocaeli, 1964
14-2-1964 tarihinde Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinde doğdu. 1975’te İlyasköy İlkokulunu, 1981’de İzmit Mimar Sinan Lisesi’ni bitirdi.

İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü’nden 1985 yılında mezun oldu. Aynı yıl Çince öğrenmek ve Orta Asya Tarihi üzerine araştırmalar yapmak üzere Tai-wan’a gitti. Adı geçen ülkede Shih-fan Üniversitesinde Çince kurslarına devam ederken, aynı zamanda Cheng-chih Üniversitesinin Etnoloji Araştırmaları Enstitüsü’nde ve Tarih Bölümünde ders ve seminerleri takip etti. Bunun yanında dökümantasyon merkezinde Çin kaynaklarından Türk tarihine ait belgeler topladı.

1986 yılının sonunda Türkiye’ye dönüp, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisans öğrenimine başladı. 1988 yılında “Gök-Türk – Ülkesine Gelen Çinli Elçilerin Raporlarına Göre Gök-Türk – Çin İlişkileri” adlı teziyle master unvanını aldı. Aynı yıl bu enstitüde başladığı doktora çalışmasını 1991’de “Gök-Türkler (542-630)” adlı teziyle tamamlayarak doktor unvanını kazandı.

Bu arada 1987 yılında araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladığı Mimar Sinan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalında, 1992’de yardımcı doçentliğe yükseltildi . 1995 yılında Genel Türk Tarihi alanında doçent unvanını kazandı. 2001 yılında profesör oldu.

1997-1998 ve 1999-2000 eğitim-öğretim yıllarında Kazakistan’ın Türkistan şehrindeki Uluslararası Hoca Ahmet Yesevî Türk-Kazak Üniversitesinde misafir öğretim üyesi olarak görev yaptı. Çeşitli seminerler ve konferanslar verdiği gibi panel ve sempozyumlara katıldı. Kazakça başta olmak üzere diğer Türk lehçelerini öğrendi. Bu esnada Özbekistan’ın Semerkand, Buhara ve Hive gibi tarihi şehirlerine, yine Güney Kazakistan’da Sır Derya boyundaki tarihi kalıntıların bulunduğu alanlara geziler yaptı. Saha araştırmalarında bulundu. Aynı üniversitede 2001-2002 öğretim yılında Tarih-Felsefe Fakültesi Dekanlığı görevini yürüttü. 2002 yılının Temmuz Ağustos aylarında Türk İşbirliği Kalkınma İdaresi’nin yürüttüğü Moğolistan Türk Anıtları Projesinde yer aldı.

2004-2005 öğretim yılında Bişkek’te bulunan Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesinin Tarih Bölümünde öğretim üyeliğinde bulundu. Aynı üniversitenin Türk Uygarlığı Merkez Müdür yardımcılığını yürüttü. Sosyal Bilimler Dergisi yayın kurulu başkanlığını yaptı.

2007-2008 Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı. 2008 yılında Rektör Yardımcılığına atanmıştır. 2009 Nisan ayında ise Tarih Bölümü Başkanlığına atanmıştır.

Halen Mimar Sinan Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanlığı ve Rektör Yardımcılığı görevini sürdürmektedir.

Çince, İngilizce, Rusça ve Fransızca ile Türk lehçelerinden Kazakça ve Kırgızca’yı bilmektedir.

Evli ve iki çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 228 okur beğendi.
  • 897 okur okudu.
  • 71 okur okuyor.
  • 1.169 okur okuyacak.
  • 33 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları