İnsana anlam kazandıran ya da en azından insanın aramakta olduğu üç anlam, üç ana ilke yani "gerçek, güzellik ve iyilik" pılısını pırtısını topladı ve yeni insanın ticaret ve burjuva kültüründe anlam verdiği üç yeni ilke; "gerçeklik, güç ve tüketim" hayata, ruha, akla, varlık felsefesine, yeni toplumun bireyi üzerine postu serdi. İnsanın gözü gökyüzünden, bir defa daha yeryüzüne çevrildi. Gönülden mideye ve midenin altına, ideal hayattan, refah hayatına, "olma"nın anlamına ulaşmaktan, "olma"nın elde
edilmesi için gerekli şartları hazırlamaya çevrildi insanın gözü. Sonunda bütün duyguların, değerlerin, sırların, ihtiyaçların, yükseklerde uçmanın, doğa ötesini aramanın, erdem istemenin, idealizmin, inkarı ve kovulması gündeme geldi. İnsanı daima "doğal ve içgüdüsel olmanın alçak damından, Mirac'a, orada bulunan şeyin Sidretül-Müntehasına kadar uçuran, onu, daima kendisine takdir edilen daracık toprağın çerçevesinden kaçış esnasında koruyan, onu dünyadaki yaratılışının yüklediği sınırlı ölçüleri aşmaya çağıran, onu bulunduğu durumdan daha da büyük olması için geliştirmeye, verasetin bedeni için diktiği elbiseyi ona daraltıp, karşılığında; gerçekçiliği, ona kudret ve lezzet veren dünyanın sınırlarıyla sınırlı, faydalı olandan başka, bulunacak hiç bir sıkıntı, varılacak hiç bir aşk, yürek çarpılacak hiç bir bilmece ve ıztırap, beklenecek hiç bir ümide, onu bir çırpınışa,
işara ve tapmaya mübtela etmeyecek yeni bir insan türünün varedilmesine sebep oldu bu inkâr.